The Ghost of You

| | 2 yorum
"Küçük insanlar kişileri, normal insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri tartışırlar." İnsanı boyuttan boyuta sokan ise kavramları tartışmaktır.Şimdi ele alacağımız 'liderlik' kavramı gibi...

Lider insandir. Kişi tanınmış bir lider ise; her yaptığı olaydır. İyi bir lider olmaya aday bir liderse; insanları çevresinde topladığı bir görüşe, ve bu görüşünü destekleyen fikirlere sahiptir.

Kavrami tartışmak, kavramın örneklerini de beraberinde getirir. Coğunlukla, kavramlar aynı dili konuşan insanlar icin, tartismaya kapali benzer anlamlar ifade ederler. Bir kavramı tartışmaya açan bir sıfatı nasıl hakedebileceğidir.

Yazının gidişatından belli olduğu gibi, tartışma; "İyi lider nasil olur?", sorusu etrafında dönecektir.

Bir topluluğun başına geçmek birkaç şekilde olabilir. Bunlardan benim aklıma gelenler; insanlara korku salarak, topluluğa coşku katarak ya da kendini sevdirerek ve güven kazanarak olanlar. Bu dört eylem, liderliğe giden belli başlı yollardandır.

Şimdi iki örneği ele alalım; Mustafa Kemal Atatürk ve Adolf Hitler. (Burada iki lider kesinlikle aynı kefeye konmuyor. Ortak özellik olarak sadece lider olma vasıfları ele alınıyor. Aynı cümlede anılmasını doğru bulmayanları da anlıyorum, amacım bu iki lideri kıyaslamak degil. Kişiler, olay ve fikirler kavrami daha açık anlayabilmemiz için yalnizca araçtır.)

Mustafa Kemal Atatürk, bize ulaşan yaygın kitaplardan yapilacak genellemer ile; halkının sevgisini ve güvenini kazanmış, onlara coşku katmış bir liderdir. Askeri yetenekleri bir kenara konulup, sadece topluma yöneliş şekli ele alınırsa bunu görebiliriz.

Adolf Hitler konusunda, kendi liderimi tanıdığım kadar bilgi sahibi olmasamda,liderliğinde korku ve coşku olgularının bir arada bulunduğunu biliyoruz.(Adolf Hitler'in çeşitli kurumların kuklası olduğu iddiaları konumuzun dışındadır.)

Adolf Hitler'in ölümü ele alındığında ilk akıllara gelen; üstün hatipliği ve ikna yeteneği yüzünden canlı ele geçirilip tutuklanmasının istenmediği rivayetidir. Atatürk'ün hatiplik konusundaki yeteneğine milletçe vakıf olduğumuz için, ayrıca hem geçmişte hem gelecekte de hitabeti beceremeyen liderlerin tutunmadığını bildiğimiz için, değerlendirmelerime bu özelleği de katmayacağım.

Şimdi liderlerle özdeş olgular liderlere neler kazandırmıştır bir bir ele alıp, liderlerin yaşamlarını yitirdikten sonra geride bıraktıklarına ve olan bitene bakalım. Halkın sevgisini, saygısını, güvenini kazanmak bir lidere ömrü boyunca ne kadar doğru yolda olduğunu, ve onun ne kadar iyi bir lider olduğunu gösterir. Ama bir süre sonra halk efsanelestirdiği, kahramanlastırdığı bu lideri fikirlerin, öğretilerin tek kaynağı olarak görür. Söylediği nerdeyse kanundur, attığı her adımın, sarfettiği her kelimenin anlamı büyüktür. Ama lider en nihayetinde insandır. Ünlü düşünür, yaşamına sahitlik şerefine nail olabildğimiz abimiz Orhan Gencebay'ın söylediği gibi de "Hatasız kul olmaz". Hata olarak adledebileceğimiz şeyler, zamanının doğruları olup, eksik öngörülerle geleceğin hataları olabilirler.

Hatalar bize şöhret kaybını getirir. Düz mantık bunu gerektirir. Ama sosyoloji bu kadar düz birşey değildir. Hatalar şöhreti hatta bağlılığı koruyabildiği gibi, mükemmeliyette sorgusuzluktan unutulmuşluğu getirebilir.

Konudan çok uzaklaşmadan ekleyebileceğimiz şey ise; bu hatalar bütününün liderler kadar tarihçilere de maledilmesi gerekliliğidir.

Atatürk etik açıdan iyi bir liderdi. Benim görüşümden öte, genel kanı bu yöndedir. Adolf Hitler ise etik olmasada becerikli bir liderdi, bunu da inkar edecek objecktif insan evladı bulunmamakta. Bu konularda hemfikir olmamak elde değil. Peki tüm yazdıklarımızı ele alırsak yüzyıllar sürecek akıcı bir ruhu hangi vasıflı bir lider oluşturabilir? İyi liderlik kısmen de kalıcılıktan geçiyorsa, ve kalıcılık gününü getirip etik kurallarını çiğnemeyi gerektiriyorsa etik olmayan bir lider iyi bir lider midir?

Peki, tüm bu konuları yansız incelemek ufkumuzu açar mı?

Step Away from the Window

| | 1 yorum
Uyanicaksin, her gun uyanmadan once gordugun, son ruya kalintisiyla baslamaz mi? Cik odandan birak herseyi. Gucun yeterse evden de cik, oldugun gibi. Enseni yakan saclarini yukarida topla bir, ama birak gozunun onune de dussunler. Gormege degil, anlamaya gidiyorsun. Ihtiyacin olan ellere sahipken, birak onlar hala kapali, son ruyani gorur kalsinlar. O en tatli ana tekrar tekrar sahit olsunlar. Anlaman zor olmayacak, dokundugunda cekemeyeceksin elini. Uykun dagilacak, gozlerin acilacak, ama birak saclarin oyle kalsin. Gozlerin aciksa da baska bir ruyadasin.