Elma dersem çık, Armut dersem çıkma

| | 0 yorum

Nea, üzüm mü?

(fısıltı: elalem almış, sen benden köşe bucak kaç, evi talan ettim, yine şeytan züppesiyle mi kaçtın bacaksız?)

Kötü olmak geri getirir mi seni bana?

| | 0 yorum
Şimdi bana yapılanlara bir bir misilleme yapsam yeniden kıymete biner miyim acaba. 5dk önce dünyadaki birinci önceliğiniz olan beni 5dk sonra silebiliyorsanız, siz mi iki yüzlüsünüz, ben mi 5dk da dünyanın en kötü insanı olmayı becerebiliyorum.

Hayat bana karşı çok daha adil olmak zorunda.

afiş-denemesi

| | 0 yorum

Lady in a blue dress

| | 0 yorum
Ne zamandır İstanbul'da olduğum için buraları yalnız bıraktım. Aynı yalnızlığı kendimde hissedemiyorum. Fiziksel olarak terk edilişler uzakta kalışlar yaşasam da manen yanımda olanların sevgisini hiç bu kadar güçlü idrak edememiştim. Bu inanılmaz güzel bir şey.

Yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın ve sevdiklerinizin yüzlerini birer doz hatırlamayı unutmayın.

Öptüm tschüss.

Wrong Way

| | 2 yorum
üffffffffffffffffffffffffff!

Derler ki ; Bir yerden sonra acımaz daha fazla

| | 2 yorum
Ne olur, aç kapiyi
Yine tat yüregim aciyi
Yenildik mi biz maziye
Aç kapiyi
Darildik kendimize
Ucu yanmis resmimize
Kaybolan ümidimize
Gençligimize


Yanarim, yanarim
Ne yapsam yanarim
Ah gecelerin hesabini
Kimlere sorarim


Gecelere sor beni
Gün dedigin nereden bilir ki halimi?
Yalnizliga sor beni
Yalan asklar anlatamaz ki halimi *

Pride and Prejudice'i seyrederken gurur ne büyük aptallık demiştim. Kazın ayağı hiç de öyle değilmiş. Ya da insanoğlu gerçekten aptal.Haha, ben de aptalım. Ay ne zormuş bunu kabul edebilmek.

Neyse özür dilerim. *s.e.

Life on Display

| | 0 yorum
"susma konuşalım dersen ona da evet, ister savaşalım ister barışalım
ister daha uzak ya da yakın durarak sen seç ben uyarım aslolan aşktır."*

sıcaklar içimizi de ısıtmıyor malesef. konuşa konuşa uzaklaşır mı insanlar birbirinden. hava gittikçe ısınıyor, ısınıyor, fizik kurallarının aksine geriyor sinirlerimizi. fiziğe ortak sadece pis bir ter kokusu bırakıyor otobüslerde, inince geciyor. herkes zaten durmadan durmadan duşa giriyor. Duş içimizi serinletmiyor da malesef.

Ne yazık bize, öyle oturduğumuz yerden kaka hayat üstümüze üstümüze geliyor. küstah değiliz hiç birimiz, yanlış anlaşılmalarımız boktan crc uygulamalarından :P. kimse işini beceremiyor mu canım g.t kadar dünyada ehuehe.

*sevtap bacım, yoksa erdener abi mi?
| | 4 yorum

Herkes Yanlış Mekanda, Zamanda

| | 2 yorum
Uzatıyoruzzzz, uzatıyoruzzz uzatıyoruzz.

Afedersiniz ama her bi b.ku sakız gibi uzatıyoruzzz.

Çok ayıp bize, koca koca adamlar kadınlar olduk.

Sibelcan returns.

Bir tek seni bana çok gördü bu dünya

| | 0 yorum
Sen uyurken ben uyuyamıyorum, düşün bakalım hayat ne kadar adil.

Not the Doctor, "shoul not be Alanis, should not be"

| | 0 yorum
"Hayat ne garip, vapurlar filan..." Bu söz nasıl ünlü oldu bilmiyorum. ilk anlamamıştım ama, hayat garip, cidden. Vapurlar falan...

Gidene selam olsun, gittiğin yerden beni gör. Bil, kalanlarının mutluluk bekçisiyim ben!

Yokluğunda Kaç Damla Gözyaşı Eder Adın?

| | 1 yorum
Hayranlık bitince aşk da bitiyor. Çok büyük aşkla heyecanla başladığımız ilişkilerimizde zamanın stresiyle kör olan gözlerimiz artık eski güzellikleri göremez oluyor. Zihnimiz bulanıyor, yüreğimizdeki yeri toz tutuyor.

Artık ilişkilerin büyük çoğunluğu hayallerimizde sürüyor. Ne isteklerimiz yüzyüze söylenmiş sözlerle vücut bulunuyor, ne de bazı şeyler online satırlarımızda söylenebiliyor.

Zaten insanlarımızın bir kısmı da online aşık oluyor, aşkları online iken sönüyor.

Ben bir şair gibi hep ulaşılmaza gerçekten aşık olmayı seçtim. Çünkü ulaşınca vazgeçemezsen buna artık karasevda deniyor. Karasevdalar çoğu zaman acı veriyor.

Bazılarımız buna çözüm olarak sadece kendini seviyor.

Gölgeye Benzet Kendini Danset

| | 0 yorum


Çocukluğumuz sokaklarda geçti. En güzel kahramanlıklarımızı hep sokakta yaptık. Kendimizi küçükken çok önemli hisedebileceğimiz yerlerdi sokaklar. Küfretmeyi, kavga etmeyi de oralarda öğrensek de hayatımızda önemli bir parçaydı.

Bu gün düştüğü durum ise tam bir prestij felaketi. Sokakta yürüyor olmanın bile bir eğlencesi, bir çekiciliği kalmadı. Bir mekanda oturmanın keyfini bir çoğumuza vermiyor. İnsanlar sokaklara ya mecburen iniyorlar ya da tenezzülen. Peki nerden?

Radyoda bir haber duydum, "Kadir Çöpdemir seçimin nabzını tutmak için sokaklara iniyor.". Dedim acaba "Nereden iniyor?". Ardından Ali Kırca buyudu, "Canımın içi başbaşbakanım sokağa indi, mantı yedi.". Haber görüntüleri girmeden hemen bir sn Deniz Baykal'a sordu, "Siz de sokağa iner misiniz?".
"Estagfurullah" , dedi, Ali Kırca anlamadı. Görüntüleri ağzı kulaklarında izledi, ardından sordu; "Sizde mantı sever misiniz?". sn Deniz Baykal usulca "Severim.", dedi. Zira konu şehitlerdi. Onlarca şehit anası şimdi gözyaşı döküyorken canı Ali Kırca için illa mantı istesindi. Peah.

Sokağa artık iniyorlar, fikirlerimizi öğrenmeye tenezzülen. Çünkü, malesef, onların aşşağılık müşterileri bizleriz. Sabunla 40 kere yıkadıkları paralarımızı şehit kanıyla, karalarla allayıp, pullayıp kullanıyorlar bazıları. Sonra da arada bir bize soruyorlar, "Hangi seçimi yapcaksın, niye?"

Benim yanımda benimle beraber durabileni seçeceğim, güzelim. Sen hiç o irtafahen yüksek yerinden tenüzzül etme. Ben burdan gerektikce yazarım sana, bende sokaktayım bende halkım.

Pek yakında

| | 0 yorum
renkli rüyalar oteli...

You better watch your step

| | 0 yorum
Bi hata yaparsın dürüverirler defterini, olmaz eskisi gibi. Amma nefret ederim ben böyle şeyden aa. Ne çok insanı ne çok hatayı affetmişim halbuki. Anlamıyorum sizi insancıklar, ki ben çok düşünceliyimdir, aranızda bana bile kızabileniniz var ya, gerçekten ben anlayamıyorum sizi.

Ve de ilginçtir herkes beni anlıyor. Vallahi bak, ulan bi tane "senin sağın solun belli olmaz" diyip de beni çözememiş insan görsem öpücem. Aaa olmaz, öpjemmm.

:'(

| | 0 yorum
What the fuck is wrong with me
Don't fit in with anybody
How did this happen to me?
Wide awake I'm bored & I can't fall asleep
And every night is the worst night ever


I'm just a kid
And life is a nightmare
I'm just a kid
I know that it's not fair
Nobody cares cuz I'm alone and the world is
Nobody wants to be alone in the world *

*sp

tomorrow comes today

| | 0 yorum
"Baba ben derviş miyem, hırkamı giymiş miyem?
Ben sevdim eller aldı, yoksa ben ölmüş müyem?"

Sen Gelmeliydin Benimle

| | 0 yorum

Hem ilk hem sonmuş gibi
En güzeli oymuş gibi
Bunca yıl beklemiş gibi
Beklediğime değmiş gibi
Ben ona resmen...

Cesur musun, gözünü kapadığında?

| | 2 yorum
Hayal kırıklıkları ile doluyor bir gün kalbiniz. O kadar doluyor ki inancınızı bir köşe de sıkıştırıveriyor. Hayata karşı inancını yitirmek buna deniyor.

Uzaktasın, uzaktayım, ve gittikçe de uzaklaşıyoruz. Bana yaklaşan onca hayatı kenara itiyorum, sırf sen gelesin diye. Gelmiyorsun, yabancılaşıyoruz iyice.

Küçük bir kızken en çok ip atlamayı severdin. Bazen uzaklaşır bazen yaklaşırdı. Bazen suratıma çarpar bazen beni düşürürdü, ama oyuncağım hiç yanımdan ayrılmaz hep çevremde döner dururdu. Cantama girer, dolabımda uslu uslu otururdu.

Dün Fatih ilişkiler psikolojik savaşa dönüştü dedi. Gerçekten öyle. Kendini erke ulaşılabilir kılıp, erk sahibi olmayan basit insanlara da fazla ulaşılabilir kılmama.. Böyle kıçını yırtarcasına bir çaba. Çok saçma aslında bunlar. İyiliğine güvenen bir insanın neden kendini değiştirme gibi bir isteği olsun ki. Hayatta her şeyden en iyi şekilde faydalanabilmek için katlanılan bunca şey ne kadar samimi?

Uzaklaşıyorsun benden, uzaklaşıyoruz birbirimizden ama sırf yukarıdaki nedenlerden. Başka bir şey kesinlikle değil.

İmza
--BEN--

İski Baba Aski Baba Ben Aptalım Hani Bana Suuuuu!

| | 0 yorum


Araba, halı yıkayan arkadaşların fırçayla olan münasebetlerinin artmasını diliyorum. Hadi, lütfen, daha bir samimi olun. Poz verin, çekiyorum.

Kesin ulan suyumuzu, Allah canımı alsınki biz aptalız. Sen bu işe bir el at, ben söz anamı da alıp gideceğim.

Yalnızlıkla aldatırız, susarak, birbirimizi

| | 2 yorum
Hayatta tutturulması gereken bir sürü denge var. İpte ayakta kalana kadar düşüp düşüp kalkmak çok acı veriyor insana. İpe çıkmayı redderseniz de sahip olmak istediklerinize asla erişemiyorsunuz. Bazen nerde olursanız olun, sizin olmayacak şeyler de var tabii. O denge de bunları da bir tarafınıza koyuyorsunuz, deniyor ya , işte böyle ayakta kalıyorsunuz.

Onu bunu yapsam da en nihayetinde istediğim bazı şeyler asla gerçekleşmeyecek. Buna da karşılık gelecek bir şeyler yok bence hayatta. Yukardaki paragraf tamamen zırvalama yani. En kıymetlinizin karşısına dünyaları koysanız denge falan sağlamaz ki.

Hep bazı şeylerin mucize olduğundan bahsederdim. Demekki bir çoğumuz düşüp düşüp kafamızı yarıyoruz ama buna aldırmadan yaşayabiliyoruz. Ben o kadar tıkayamıyorum kulaklarımı hayata. Her düşüşümde acımın yanında onlarca sesi bastıramıyorum. En önemli işimin arasında kalıveriyorum. Düşünmeden edemiyorum ki zaten hiç bir düşünceyi de kafamdan hususi kovmuyorum.

Hayallerimden uydurma bir dünya kurup içine oturmak istiyorum. Aklımıza ilk olarak bunu en iyi delilerin yaptığı geliyor. Aslında bunu bir çok kişi yapıyor. Çok daha mutlu olabilmek için aklımı kaybetmeye razıyım ben. Onu asla kazanamayacaksam, kaybetmiş olmayı unutmak kesinlikle daha iyi.

Hadi diyelim, yedik 3 kuruşluk 32 gram kuş beynimizi peynir ekmekle, başka hiç bir şey zor olmayacak mı? Olacak biliyorum. Deli olmadığım gibi malesef aptal da değilim. Ama daha zor olmayacak. Bir şeye gerçekten büyük bir tutkuyla aşkla bağlıysanız ve onu asla elde edemiyeceğinizi biliyorsanız, işte asıl zorluk buna katlanabilmeye çabalamakla geliyor. Gerisini de bir kaç atacık bile başa getirmiş çekmiş.

Ablam bir deliden bahsetmişti. Tüm gün buna gelinlik yakışır buna gelinlik yakışmaz hesabı yapan. Yakışanı buldukça ne mutlu oldugunu bir tahmin edin. Eline mutlu olabilmek için ne çok fırsat geçtiğini...

Zaten hiçbirimiz çok akıllı değiliz. Bence bundan sonra kalanı da kaybetsek daha mutlu oluruz. Bi an önce vatana millete hayırlı birşeyler yapıp, bana çaya gelin. Delirmek, delirtmek için çok güzel formüllerim var. Paylaşmaktan memnuniyet duyacağım.

Öperin.

Sweet Girl

| | 2 yorum
O çok özel biri. Doğum günü de bir o kadar özel bizim için. Mutlu yıllar şeker kız, seni seviyoruz.Biz kim miyiz. Şu, bu, bir de ben.

Not: O yanındaki delikanlı da bizden :).

Öperin tatlı yanaklarından en güzel night'im, en tatlı fairy'im.

Hate to say I told you so

| | 0 yorum
Eskiden okurlardı, şimdi dünya resimlerine bakıyor. Yorum falan hakgetire. Demekki içimiz boşalmış, dükkanı kapatalım gidelim artık!

Wether You Fall

| | 0 yorum
Bazen aklımı kaybetmeyi çok istiyorum. Sınırsız isteklerimle başka türlü başedemeyeceğim. Filmlerde aklını kaybetmiş, isterik kızlara çok özeniyorum.



Bu arada doğrusu isterik mi histerik mi diye düşündüm. TDK'ya bakayım dedim. Aman Ya Rabbim, ne büyük hata... Histeriğin anlamı isterik, isteriğin histerik. Siyasetin anlamının politika, politikanın anlamının da siyaset olduğunu keşfetmemden sonra ikinci büyük şokum. Sağ olasın TDK, neşe kaynağımsın.

Herkes uyudu. Ben sebepsiz yere sırf biri istedi diye uykusuz kalabilirim. Belki ister diye bile kalabilirim. Belki ben de isterim. Neyse ben kimseden birşey istemem aslında. Yapınca cok gelir, yapmayınca eksik.

I am not a pretty girl, that's all!

Shake Ya Ass

| | 0 yorum
Nazlı olmak kötü. İnsan kendi iradesine müdahele edebilir, bakın bana diye sallarken, zayıf, uyuz birşey oldum. Aman istemeyerek bir yemek mi yedim, midemde tutmak ne mümkün. Üşüdüm mü, akınız sevgili sümüklerim. Azıcık gürültü mü oldu, çalın bütün kafamdaki canlar, vur davulcu gözüne gözüne. Hayır saçları ıslak evden kesinlikle fırlayamazsın, izin vermiyorum efendim.

Şey yazıyor,

... They say nice girls don't swear...

Öyle olmasa ben diyeceğimi bilirdim zaten. Hıh! :(

American Idiot

| | 0 yorum
Kendine kimseleri denk göremeyen insanın düşünce canı çok acır. Allah düşürmesin.

Canının acımamasını istiyorsan insanlara güvenmesini öğreneceksin.

When I Come Around

| | 1 yorum
Şişman olsam aynen böyle olurdum. Şaka maka bi sürü bıcırın yanında yaşlandığımı hissettim. Resimlerde de iyice abla modunda çıkmaya başladım.
Burada da bebişim sarı olmasa anası gibi duruyorum. Ama baksanıza şirinliğine, bu bebiş benim olsun, varsın 30 yaşında göstereyim.

Bi de hastanızız kurbişcik.

Not: İlk foto bozuk değil, ben gerçekten şişmanladım, böhüüüüü :'(

Cherish - vivid girl

| | 0 yorum



................................................. "Allah çirkin talihi versin."...................................................

You Drive me Crazy

| | 0 yorum
+Hanım Aptullah geliomuş çay koy.
-Börek de ediverem mi?
+Ne böreği lan. Çocuğu yolla rakı alsın, içicem.

Kids with Guns

| | 0 yorum
Anlamak mı aklında tutmak mı?

İnsan kendisi için mücadele edenden cok, onun için mücadele ettiğiyle arkadaş olmak ister. Bu mücadelenin en güzel örneği anlamaktan geçiyor. Anladığınız zaman sevmeye başlıyorsunuz. Ne anladığınızın çok da önemi olmuyor. Sadece olanları aklınızda tutmanın bir manası yok. Gülerdik eğlenirdik gibi anılar, hatırlandığında içinizi ısıtmıyorsa gereksiz yere zihin yormaktan başka şey olmuyor.

Anlamaktan anladığım değişti. Doğrusu da bu.

Bence...

Konuşabildiğimiz için seviyorum seni
Kavuşmak yasak bize
Yasak kavuşmak

Sen gittiğinden beri
Ve burada sensiz oluşumdan ötürü
Her gece bir ayrı renk
Her gece bir karanlık

Boynum dik sevgilim, boynum dik
Boynum dik sevgilim, lambalarınki eğik*

-Zeka hepimizde var, mühim olan bilgelik. Varsa 200gr kesiver abi.

*Yaşar ne yaşar ne yaşamaz Kurt!

Cahildim dünyanın rengine kandım

| | 1 yorum
Mucizelere inanır mısınız? Ben inanırım.

Günlerdir Vivica'nın yasını tutuyordum. Öyle ağlayarak, zırlayarak değil ama en nihayetinde iki senedir evimde kalıyor. Hem de ona ölümü getiren benim ihmalim olacaktı. Evet, geçmiş zaman kullanıyorum, çünkü Vivica bazı düşünebilen diğer mahluklara taş çıkarırcasına verdiği hayat mücadelesini kazanmış bulunuyor.

Ben ne mi yaptım Vivica'ya? Suyunu temizlerken taşı düştü sanarak, lavabo acıcıyı fanusuna koymuşum. Ertesi gün can çekişmeye başlayınca farkettim durumu. Defalarca yıkasam da fayda etmedi sanıyordum. Vivica hiçbir yere yapışmıyor, yemlerini yemiyordu. Neyse, beraberce verdiğimiz mücadele sonucu, Vivica hayata döndü.

Benim pek, "sorduk mu?" dedirtecek yazılar yazmadığımı bilenler, bunun vicdanımı rahatlatmak için yazılmış olduğunu bileceklerdir. Madem böyle bir yazı yazdım, şunu da eklemeden geçmeyeyim.

İnsanın kişisel günlüğünü ziyaret edip, hakkında kötü dileklerde bulunmak nasıl bir ruh rahatsızlığına tekabül ediyor bilemiyorum. Biraz inancı olan bir insan, kötü bir dilekte bulunurken kendi başına geleceğinden korkar diye tahmin ediyorum. Burda kimsenin inancını sorgulamıyorum. İnsaniyetini de... Sadece şakayla karışık aynısını dileyen bir cevap vermiş olsam da durumun hiç de aslında öyle olmadığını açıklamak istiyorum. Dilerim uzun uzun seneler yaşarsın sen.

Vivica öldü

| | 2 yorum
Vivica öldü, içimde...

Sweat Dreams

| | 0 yorum

Herkese iyi uykular :)

Rushmore Walk Away'

| | 0 yorum
Aşk için alışkanlıklarımızdan vazgeçeriz, evimizden vazgeçeriz, ailemizden vazgeçeriz, hayatımızdan vazgeçeriz. En önemlisi aşık olduğumuz insandan vazgeçeriz. Evet evet, doğru okuyorsunuz. Gerçekten aşıksak o mutlu olsun diye hayatta ki herşeyden geçeriz. Kimi zaman onu mutluluğa kendi ellerimizle teslim ederiz.

Her halükarda sevmek, sevebilmek inanılmaz güzledir. Sizi de güzel kılar. "Bir tek aşk için varsan eğer, önce bir bak yukarıya! Allah severken tutar elinden bırakmaz , Sevmeyi bilirsen, aşkını beslersen, dertler iz bırakmaz" der Pamela. Sözünü de kim yazdıysa... Bu yazıyı okuduğunuzda evet bu bastıbacak kız sonunda beni de anlatmış diyorsanız, gidin aynada güzelliğinizin tadını çıkarın.

Sevgiler.

One Step Closer

| | 0 yorum
Zayıfların sevmek için bahaneleri, güçlülerin ise gerekçeleri vardır. Arkalarında durabilecekleri gerekçeleri... Bahanelerse çabuk değişir.*

Çok güçlü insanlarında bahaneleri vardır. Güç, kudret doğuştan gelmez. Ve üstünüze binen her yükü altında ezilip kalmamak için bir şekilde desteklemek gerekir. Güçlü olmak yorulmaya gelmez. Yorulduğunuz bütün dünya başınıza yıkılıverir.

Ben iki şeyi kullanıyorum daha güçlü olabilmek için. Aşk ve vahşilik. Doğal olmayanı kaldırmıyor bu ikisi çoğu zaman. Sonucunda da hırçınlık çıkıyor ortaya. Çok üzüyorum bazılarını. Çok üzülüyorum.

Bazen arkadaşlık kurmayı bile beceremiyorum. Garip bir dünyada yaşıyoruz. Gittikçe de daha bir garipleşiyoruz. Allah'tan çok uzun değil insan ömrü.
*murimungo (murathan mungan)
| | 0 yorum


Down By Law

| | 0 yorum
Göte gelenler...

Yagmur var İzmir'de. Bir sıcak oluyor hava bir yağışlı. Hep de benim kuaföre gideceğim günleri buluyor mübarek.






Hehe gördünüz olmuyor. Yazamıyorum, ay şekerim şöyle işte böyle gibi hayat memat meselelerini. Küçükten ,not olarak bile alsam, her kağıt parçasını annem okuduğundan, çantalarımı, kitaplarımın arasını, defterlerimi didik didik ettiğinden, günlük tutamam. Allahtan blogumu henüz keşfetmediler. Bir şüphelensem yakarım buraları, bir an düşünmeden. Dünde birini kırdığımdan buraları yakıveresim geldi ama artık dert değil. Tevekkeli iyi çıktı, en ufak bir merhamet göstermeksizin yüreciğime su serpti, neyse, geçelim.

Rain like an evil enemy attacks the main street. Resmi bulduğum yerde böyle yazıyor. İnsanlar selam verse bu ara bana öyle geliyor. Hayatta hiçbirşey yetişmiyor ve ben de hayatın hiçbiryerine yetişemiyorum. Tek korkum birileri beni kötü bilecek, sevmeyecek. Bir aşabilsem bunu. Yepyeni bir hayatın hayalini kuruyorum.

Onlara karşı hiçbir sorumluluk hissetmediğim insanlar iyiliğimi suistimal edip beni sürekli istedikleri yöne çekiştiriyorlar. Daha buna ne kadar dayanırım bilmiyorum. Aslında herkes yanacak bir gün, şimdiden burnuma çok kötü kokmaya başladılar. (Alınma üstüne sen değilsin...) Herkeste değil bazıları. Dur dur. Kimse korkmuyor aslında, demin duşta farkettim, kokular benden geliyor, çürüyen benim bedenim. Ayaklarım vücudumu taşımak bile istemiyor, ağrı yaptı mübarekler.

Neyse olur böyle bazen. Bir anda sebepsiz yere çok mutlu olursunuz. Yağmur öncesi sıcağı gibi... Sonra rain like an evil enemy attacks the main street. What a f.cking world this is. Di mi? O da değil.

Herkese selamet diliyorum. Aynı ekosistemde yeni bir mantar türü yetiştirmeyi deneyeceğim. Gözüme görünen en sevimli çözüm en olabilir değişiklik bu şimdilik.

Fight for your Right!

| | 0 yorum



Daha az stres, daha az kaygı... Ya birileri beni ittire kaktıra büyütüyor, ya da tecrübe ile irfan sahibi de olmaya başlıyorum. Aynı zamanda savaşma enerjimi işlere harcamaya tercih ettiğimi görüyorum. Beni de bozdu koca dünya da zaten bekliyordum.

Bir kaç model, bir kaç dış taktikle ilerliyorum pek tabii. Kendi kendime ilerlemek için çok zayıfım. Güçlüyüm, çabuk toparlıyorum ama pek kırılganım.

Hepimizin doğruları arasında iyi insan olmak var, ama kendine iyi ama insanlığa. Amalar yüzünden uygulayamadığımız dürüstlük, alçak gönüllülük gibi erdemler var. Mutlu olmak, mutlu etmek var. Belki bir kaçımızınkin de düşenleri kaldırıp, yardım etmek var. Peki kaçımızınkin de tüm bunların anlamsızlığına birilerini inandırmak var.

Evet, o böyle değişik bir insan. Buna inanıyor. İnanmış olmak için ve birilerine bunu kanıtlamak için değil, buna gerçekten inandığı için. Ona tüm içtenliğimle birşeyler anlattığımda ,çok gerekli gördüğünden değil de ben istediğimden, beni buna inandırıyor. Anlatılmaz bir durum ama hayat onun gözlerinden daha kolay, katlanılabilir görünüyor. Küçük mutluluklarım inanılmaz gelebiliyor.

Hayat çoğu zaman gülüşü kadar güzel :).

Peki o doğruları için savaşmıyor mu? Savaşıyor ama her savaştan zaiyatsız ayrılıyor. İki tarafı da eşit derecede kolluyor. "Ölçü" bunun adı. Ölçülü davranıyor.

Haydi Erkekler Savaşa

| | 0 yorum
Yüzyıllardır patırtılı gürültülü bir şavaş vererek yaşıyoruz erkeklerle. Kendimizi erkeklerin yazdığı romanlarda ki soylu güzeller sanıp, bu yüce mevkiinin karşılığı olarak kölelikle itaat ediyoruz. Arada bir bu uyum ve barış durumunu bozup kuşanıyoruz kılıçlarımızı. Ardından ya boynu bükük savaş alanını terkediyoruz ya da esir düşüp köleliğe devam ediyoruz.



Hiç şikayetçi değiliz bu durumdan. Emin olun ben de değilim. Benden sevgiliye armağan,

Sen yeterki sev kulun olayım
Bir dile bin yıl kölen olayım
Boynuna koynuna dolanayım
Mahşere kadar...*

İadeli tahütlü hediyem ne sen o adreste oldugundan ne de ben yollamaktan cayacağımdan gün olur posta takılır kalır.

*sertab

Batmadık ama su alıyoruz hala...

| | 0 yorum


Biliyorum artık çok zor çok
Kuracak yeni bir hikayem yok
Yine de uğraşıyorum rastgele
Ve eskimiş kelimelerle*

-Bu gün yalnız mısın?
+Hayır
-Evet öylesin
+Belki
-Bak işte yalnızsın
+Hayır
-Yalnızsın işte
+Sen varsın.

Bu ne biçim hikaye böyle?**

*Teoman
**MFÖ
| | 0 yorum
"Dünya henüz oluşmamışken aşk vardı." Bu senelerin uzunluğu ile aşkın gücünü imgeleyen bir anlatım değil. İnanca bağlı, kitap cümleleriden çıkarımsanılmış dogmatik bir olgu hiç değil. Bu utangaç bir temenninin insanı kandırma gücü. Saflık... Ezelden ebediteye uzanışın mütavzı simgesi.

Hayallerimle yaşamak istiyorum. Dünyayı herhangi bir şekilde değiştirmeyeceğim. Dünyamı hayallerimle ya da hayal kırıklıklarımla ebeliştireceğim. Gün gelir ben gideirm,sana yazdığım bu satırlar kalır. Okursun düşüncelerin değişir, banane. Okursun, hayallerim gerçekleşir.

Herkes kaderini mi yaşıyor,inanma buna. İnsan yaşamak istediğine erişiyor, belki fiziken hissedemese de. Çok sevmişim, sevmemişsin ne çıkar. Koyarım ben başımı içimin dizlerine*.

Denizlerin sakin hali dışım fırtınası içimde, tutsak etmem bir dakikalık vuslata kendimi. Güler gezer eğlenirim seninle. Al dolma parmakların senin olsun, dünyanın en güzel gülen gözleri zaten benimle.

Hep mutlu olamaz insan hayatta. Olmamalı. Dışım coşar içim ağlar kime ne. Be giderim aklım bende gönlüm İstanbul'da kalır, iyi bil beni yine de, son bakışın aklıma takılır.

54 days 6 Hours

| | 0 yorum
Geçen gün rüyamda güvenlik stratejileri danışmanı olduğumu gördüm. Bu hep hayran olduğum, mezun olurken diplomamı takdim edeceğim Ahmet Koltuksuz hocamın sahip olduğu ünvanı bir benzeri. Muhtemelen, hayatımda örnek aldığım erkeklerin hepsinin bende bıraktığı izler olmuştur. Misal birisinin gülüşü...

Hayatta hep birilerini örnek almalı insan. Ancak bu sayede birilerine örnek olabilirsiniz. Bana seni örnek alıyorum diyen az cıkıyor. Genelde benden yaşça küçük insanlar. Hayata dikkate alış biçimimde ise yaşça büyüklerden de duyduğum oluyor bu sözü. Bu blog kadar karamsar olamıyorum hiç hayatta. Ya da her daim karanlıkta kalan yanımı el altına, gömlek cebinde gezdirmiyorum diyelim. Onu bir burdayken çıkarıp okşayıp sevebiliyorum. Evet, kötü karanlık şeylerin de kıymetini bilirim.

Hayat her zaman aynı rutinle davranmıyor insana. Aslında ben böyle de kaderci değilim. Ben hayatın rotasın hep aynı nura yöneltemiyorum diyelim. An geliyor yöneltmekte istemeyebiliyorsunuz. Bazen ufacık bir mutluluk anı için huzurunu terkedebiliyor insan. Yoğun olarak bunu tercih etmiş oluyorum. Daha dün saldım elimdeki tüm ipleri, ne biliyorsam onu söyledim karşımdaki insana, sonrasında içimi karartıcak hiçbir söze aldırmaksızın. Biliyorum bu sözler de büyütecek aslında mutluluğumu besleyen o büyük karanlığımı.

Kötü şeylerle de mutlu olabilir insan. Olmayı istemek çok önemli. Demiyorum salak gibi herşeye gülelim eğlenelim. Ama bin hüzün bir sevinci bin kat büyümesine yardımcı oluyor.

Zaten asıl mutluluk ne kadar cok güldüğünüz değil ne kadar iyi gülebildiğinizdir. Hiçbirşey emeksiz hakedilmiyor.

Biliyorum örnek aldığım tüm o erkekler her övgüme emekleri ile sahip oldular. Benim şansıma hep erkekler denk geldi. Belki yitirdiğim bir erkeğin yerine koymaya çalıştığım onlarcası onlar. Tabi bir tanesi olacak diyeceğim senin yerin burası değil. O da olacak inşallah. Sonuç için lazım olan bu sefer benim emeğim.

Black Clouds

| | 0 yorum
Ne var bu karabulutlar dağılsa, pembe düşlerimde ki gibi çok hızlı bir şekilde o mutlu hayata kavuşsam. Ben sana hadi desem, sen bana tamam desen. Tutsan elimi, hiç bırakmasan. En büyük hayalimdi bu yaz evlenmek.

This isn't me, this isn't you. When it's just everyting we do.

Bu arada şaka yapıyorum. Yok karabulut falan gezindiği etrafımda. Gayet monoton bir hayatım var. Aşk, hırs, ihtiras, yok bende. Evrendeki yegane stabil nokta benim, ben.

Ekranın karşısında durdum, öyle sana bakıyorum.

American Dream

| | 1 yorum
Şan, şöhret, para, pul... Bana asla bunlar denk gelmez demiyeceğim. Hayır elbette gelebilir. Kim bilir belki bir gün kafam saksı düşer, anlaşılır birşeyler yazarım ve birirlerinin hoşuna gider. Belki çok önemli biri arabasıyla beni ezer. Ya da bir laf eder ortalağın tozunu attırırım. Olur mu olur. Bir ihtimal...

İhtimaller gerçeğe dönüşsün istiyorsak çabalarız. Bunlar bizim tutkularımızdır. "Tutku", aman tanrım ne ayıp bir kelime. Hele bu tutkular ailenizin isteklerinin önüne geçiyorsa...

Biz küçükken çok şımarmayalım diye her istediğimiz alınmadı.
Biz küçükken çok şımarmayalım diye her istediğimizi yapamadık.
Biz küçükken çok şımarmayalım diye her şeyi düşünemedik, bir arzuya bağlanamadık.

Biz büyüyünce zarar görmeyelim diye herşeyden korktuk. Kediden, köpekten, kuştan, arkadaşlarımızdan, otları kesen, apartmanları boyayan amcalardan... Ağaçlardan, hatta daha önce görmediğimiz çiçeklerden, otlardan... Kesin zehirlidir diye ağaçların meyvalarından...

Biz büyünce zarar görmeyelim diye herşeyden men edildik. Gece dışarı çıkmaktan, erkek arkadaş edinmekten, bisikletle evden çok uzaklaşmaktan, tanımadığımız hatta tanıdığımız insanların arabasına binmekten, arkadaşlarımızda kalmaktan...

En yakın arkadaşımla biraz haya kuralım dedik. Aslında bir çok hayallerimiz var. Ama özellikle ben öyle vahim bir durumdayım ki hayallerimle hedeflerim tamamen birbirlerinden farklılar. Ucundan tutacağım her hayal hedeflerime zıt adımlar atıyor. Aslında olmak istediğim değil, olmamı istedikleri insan olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum. Tek kurtuluşu bu dalda da insanlığa faydalı ve çok büyük olmakta bulmuşum, bu gayenin peşinde koşturuyorum.

Ve gençlik elden çok hızlı bir şelikde gidiyor. Tamam hala gencim ama çok ufağım diyemiyorum artık. Ne yaşımı eskiden hayal ettiğim olgunlukta yaşayabiliyorum ne de yapmak istediklerimin onda birini yapcak cesaret ya da çocukluğu kendimde bulabiliyorum. Bu kadar umutsuz muyum? Hayır, elbette değil. Aslında çok umutluyum. Kendi açımdan da yapamayacağım hiçbir şey yok. Bir inek kadar cesurum. Ben küçükken inekler bana çok büyük gelirlerdi.

Bütün bu karamsarlığımın içinden çenemi bir süre kapatmaya ne mi yeter? Bir tatil... Ben hiç çook uzaklara kendi başıma hiçbirşey yapmamaya gidemedim. Hayattan en çok biraz olsun özgür kalabilmeyi isterdim. Aslında en çok bunu istemem ama eminim bunu da çok isterim.

Evet güzel leydim, siz malesef güzel Baudalino kadar şanslı değilsiniz. Ne size herkesi sevme hakkı tanındı, ne sevdiğiniz birşey için elinizde olandan vazgeme hakkı. Her gün günle güzel ruhunuz aydınlanmalı ve her günün sonunda gecenin şerri ile beraber karanlık yüreğinizi kaplamalı. Unutmayın leydim, zevk en büyük günahtır.

Ve son olarak leydim size bir öneride bulunacağım. Kaçın, kurtulun. Arkada kalanları düşünmeyin. Bu başkaldırınızı hazmedemeyip hasta olacak sevgili validenize ben bakarım. Bu nankörlüğünüz yüzünden sizden nefret edecek sevgili kız kardeşinizin de peşinize düşmemesi için elimden geleni yaparım. Eminim arkadaşlarınız da bunu anlamayacaklardır. En iyisi telefonunuzu da evde bırakın. İnanın sadece biraz yalnız kalabilmek, atılmak istediğiniz birkaç küçük macera tüm hayatınızı terketmeye değer. Hem böylece belanızı bulur, vefasızlığınızı ve kalpsizliğinizi pekiştirmiş olursunuz. İmza: vefanıza sahip olmaya nail olamamış sadık kulunuz stephan.

Hadi şimdi git gidebilirsen.

Ve bir dosta not: Eğer gelmezsen öfkeli melekler seni bana getireceklerdir.

All I really want

| | 1 yorum
And all I really want is some patience
A way to calm the angry voice...

Bir zamanlar hepimiz daha sakindik!

Bir kere daha yandım canım ama gördüğüme sevindim...

| | 0 yorum

Uçup giden kuşlarda ararken masum gözleri özgürlüğü, elde edebildiği bir çift küpelik küçük hazinesi avuçlarında, uçusan sarı yapraklardı yaşanamamış hüznü, küçük bir çimen parçası kalmış rüyalarından saçlarında, ve bilemediği bir gürültünün yankısı kulaklarında...

Evet bitiremeyeceksen böyle bir cümleyi bitireme. Yetemeycekse bildiğin üç beş kelime, bırak anlamını hiç dokunamadığın yerlerde yitirsin.

Herşeyi size söyleyemem, ama yazabilirim.

Pride & Prejudice

| | 0 yorum
Artık seninle duramam, bu akşam çıkar giderim
Hesabım kalsın mahşere, elimi yıkar giderim
Sen zahmet etme yerinden, gürültü yapmam derinden
Parmaklarım üzerinden su gibi akar giderim
Artık sürersin bir sefa, ne cismim kaldı ne cefa
Şikayet etmem bu defa, kafama sıkar giderim
Bozar mı sandın acılar, belaya atlar giderim
Kurşun gibi, mavzer gibi, dağ gibi patlar giderim
Kaybetsem bile her şeyi, bu aşkı yırtar giderim
Sinsice olmaz gidişim, kapıyı çarpar giderim
Sana yazdığım şarkıyı, sazımdan söker giderim
Ben ağlayamam bilirsin, yüzümü döker giderim
Köpeklerimden, kuşumdan, yavrumdan cayar giderim
Senden aldığım ne varsa, yerine koyar giderim
Ezdirmem sana kendimi, gövdemi yakar giderim
Beddua etmem üzülme, kafama sıkar giderim

(A. Kaya)

Bu ne büyük gururdur. Ben en çok "Sana yazdığım şarkıyı, sazımdan söker giderim" kısmını severim. Hislerden kurtulmak kolaydır, ama bu hislerinle emek verdiğin bir şeyler yapmak kolay değildir. Ben yazılarımın hiçbirini silemem. Bu gurura bakış açısıyla ilgili. Böyle çıkıp bunları da söylemem. Bitirir, ardıma bakmam, giderim.

We were merely freshmen!

| | 0 yorum
Sakın cahilin yanına
Varma gönül demedim mi
Müşkül olsa da halını
Sorma gönül demedim mi
Ben sana söylemedim mi
...
İpeği düşürdün aşka
Görmeseydi seni keşke
Kendi kusurundan başka
Görme gönül demedim mi
Ben sana söylemedim mi

Kaderin bir rüzgarsa, sen bu rüzgarın efendisisin. Hızını, yönünü tayin etmek sana kalmış. Ve ruhun canına can katansa, sen bu ruhun kölesisin. Kaderini hayalleriyle buluşturmak ya da içinde ki fırtınalara rağmen aynı limanda demir atıp durulmak yine sana kalmış.

Koşarsın kaçarsın da nereye kadar... Nefessiz kalırsın o gri şehrin sokaklarında. Bir cama basar, ya birşey olduysa korkusunu yaşarsın. Önce canın sonra malından ibarettir rüm kaygıların, o an sadece kendi derdine yanarsın. Ama hep derim, en cesur yürek bile yalnız kalamaz bu hayatta, gün gelir mutlaka tutacak bir dal ararsın. An olur kendini en sağlam bilen dalı yine sen kırarsın.

Fedakarlıklar para etmeyebiliyor bu zamanlarda, kimin neyi amaçladığını hiç anlamamış da olabilirsiniz. Ama nezakette kalmadı yine bu zamanlarda acımasız insanoğlunda. Hani demiştim ya "insan yontulamayınca kendini kaliteli kereste zanneder." diye, evet sana tam da bu oluyor. Vurmaya çalıştığım her darbe canını acıtıyor da senden bir parça koparamıyor. Küstahlaşıyorsun, hırçınkaşıyorsun ben çabaladıkça. Silkinip sakin durunca benim hiddetime gülüyorsun, dalga geçiyorsun aklınca.

Samimiyeti bilemeden cıvımış insan evladı, hamurundaki suyunu buharlaştırmadıkça, dışın teknen kadar sert, için hamurun kadar yumuşak kalacak. Ve benim süphelerim samimiyetinle beraber insaniyetinden de olacak.

ps: yukarısı şaka, asla samimiyetimden süphe etme, çok kızsam böyle derdim.:)))))

Bizi üzen neyse burda bitsin!

| | 0 yorum
Bir çok zaman bir çok değişik dertlerle uğraşıyor insan hayatta. Bazen de çok değişik insanlarla... Yaş ilerledikçe kelamın artıyor da meramını anlatacak dermanın kalmıyor. Ya da bir kaç odun sen ne diyorsun onu bile anlamıyor, dinlemiyor. Odun derken, ağaç yaşken eğilirden geliyormuşuz, demin okudum 029ur öyle diyor. Kendi kendine yetebilmeli mi insan, kesinlikle hayır. Ve tek bir başkasıyla da bitememeli. İşte hepsi hem odun, hem memeli. Hıyarla %50 aynı özellikleri taşıyoruz. Beyaz biri bana anlatsız diyor, adam %50 hıyarsın diyor, Kadir Çöpdemir seviniyor. Böyle entellektüel olunuyor. Başkalarının açık kaygıları başkalarının "hobaa bunu mu taktın ablam" kaygısına dönüşüyor. İstiyorum ki sevdiğim, kanımın ısındığı insan biraz incelikli olsun, ona da her kulun kudreti yetmiyor yüce Tanrım. Çok Şükür.

Not like the other Girls!

| | 0 yorum
Annem bana sen çok güçlüsün, düşsen de hemen ayağa kalkıyor, düşen herkesi sırtlayıp yola devam ediyorsun dedi. Sanırım iyi birşey bu, sanırım bunu takdir ediyor. Takdir edilmek güzel :).

Kafama s..ayım!

| | 1 yorum
Biliyorum, bazen çok derin konuşuyorum.

Büyüdük büyüdük de şahsen yaramadığını düşünüyorum.

Yine her sıradan okul günü gibi bir okul günüydü, yine her sıradan cümle gibi anlam yüklüydü; "Üniversite öğrencisi neden tepkisini göstermez?".

Peki;
1) Yemekhane eylemine katılan başarılı bir öğrenci neden okuldan atılır?
2) Neden hocalar dersten çıkar gider de öğrenci çıkınca notla tehdit edilir?
3) Neden öğrenci tüzükleri okul yönetimi tarafından tekdüzeleştirilir?
4) Neden siyasi yapıya teğet geçmeyen bir olayda Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlılık sözü verilir?

Ayrıca;
Diğer milletler, barbar, cani, psikopat liderlerini tarihlerinde yer verirken, neden bizden hiç sütü bozuk çıkmamıştır da tarihte böyle bir lider yoktur?

Neden bu memlekete demokrasi bir türlü gelemez.

Böyle bir milletin evladı olduğum için, üzüleyim mi sevineyim mi bilemedim.

Ardımdan deli diyorlar, belki de yalan değil, yanımda bile uzaksın, nasıl dayansın gönül...

| | 2 yorum
Hadi eğlenelim. Merhumun ruhu öldü, nasıl bilirdiniz yazın buraya yorum olarak. Ana sayfaya taşıyacağım. Kesinlikle kişisel tatmin değil, eleştirilerin, küfredenlerin, hatta sallayanların bile başımın üstünde yeri var.

E hadi, buyrun...

Ben kendimi, başlıkta bildindiğimi sandığım gibi yazdım :)...

Cartman der ki;
Nicki gibi kendisi de farklıydı, Lünüx aleminin tek prensesiydi.
Yorum:
Burdan özgür yazılımın ruhuma yansıdığını anlıyoruz sanırım.

Bir anonim der ki;
cenaze namazı esnasında;

A: Abi birinci tekbirden sonra sübhaneke'yi mi okuyoduk?
B: Birinci şart namaz esnasında konuşmamak, istersen bu konuyu helvalarımızı yerken ayrıntılı bi şekilde konuşuruz.
A: Namazdan sonra kaçarım ben, öleden sonra işim var, helvayı melvayı bekleyemem.
B: Olum sus!
Yorum: Adam şimdiden helvamı kardırmış, ama en azından cenazeme gelmiş, özen göstermiş, demekki helva kadar olmasa da beni de sevio...

I'm not o-f.king-kay!

| | 0 yorum
Hiç derli toplu birşeyler beni bulmaz ben hep parçalanmışları bulur, toparlamaya çalışırım sanırdım. Ama dünyada rastladığım en muntazam şeyi ben parçalamışım. Dinlediğim dertli her şarkıdan kendime anlamlar çıkarıyorum, ben isteyince meramımı anlatcak cümleleri kuramıyorum. Ruhum, kabim aklımdan ayrıldı, siste kayboluşunu izliyorum. Korkmuyorum yokolur diye, ben sisi zaten seviyorum. Şarkılar içinde biri var, ben söylüyorum, size söylüyorum; "he" dediğim "Tanrı", "she" dediğim "ruhum" oluyor. Bazıları kaderine belalar la karşılık veriyor, bazıları benim gibi gerçekleri söylüyor;

oh vivid girl
i wish you well
i watch you burn
in humid hell

no sleeping pills
no old tattoos
will save you now

he'll never change
he's just too vague
he'll never say you're beautiful

oh vivid girl
i wish you well
i really do, i really do

the apple fell far from the tree
she's rotten and so beautiful
i like to keep her here with me
and tell her that she's beautiful
she takes the pills to fall asleep
and dreams that she's invincible
tormented dreams she stays awake

oh vivid girl
i wish you well
i watch you sit
i watch you dwell

no crooked spine
no torn up rag
will never save you now

he'll never change
he's not like me
he'll never say you're beautiful

oh vivid girl
i wish you well
i really do, i really do

(i wish you well, i wish you well
i wish you well, i wish you well)

oh vivid girl
i wish you well
i'll sit right here
i'll never tell

no tender scar
no twist of fate
will save you now

he''l never change
he's just not there
he'll never say you're beauiful

oh vivid girl
i wish you well
i really do, i really do

she's empty and so beautiful
i'll keep her here with me
(scarling...)

Yaprak dökümü

| | 2 yorum
İçimdekilerin hepsini dökmek istiyorum ama hiç dinlenemiyorum. Hemen ama'lar sen böyle yaptın da ondan böyle oldular. Sorgular, anlayışsız tavırlar. Anlatmama en anlam veremeyen insanlar anlatır anlatmaz bana kızmaya başlıyorlar. Onlara kendime kızgınlığımı anlatıyorum, bana daha çok kızıyorlar. Hepiniz suçlusunuz benim üzüntümden. Konuşmuyormuşum, kapalı kutu olmuşum. Ben size ne anlattım şimdiye kadar, hangi derdimde yanımda siz vardınız. Hep dertlerini dinlediğim insanlar, derdime ortak olmak için şimdi yanımdalar. Kimseye anlattıklarım anlamalı gelmiyor, her ümran vakası gibi ilginç şeyler bu olanlar. Ben farklıyım, ben radikalim, ben uçlarda yaşıyorum hayatı. Notlarım kötü, kavga etmekten çekinmiyorum, sorunluyum ben zaten. Hayattan hakkınca ben keyif alıyordum, onlar başarılı oluyordu, şimdi de ben üzülünce bu onların kanıtı oldu.

Bu yazıyı okuyupta ümran noluyor diyen bir Allah'ın kulunu dahi görmek istemiyorum. Oluyor, dinlemeyi bilmediğinizden yalnızca benim içimde fırtınalar kopuyor.Bir tek anlatabildiğim insan derdimi dinlemiyor. Kafamı sokup, düşünecek bir delik arıyorum, kimse dertli insanı yanında istemiyor.

Ben başkasının bildiğini kolay kolay kabul etmem, bir kulağımdan girip, bir kulağımdan çıkacak sözler söylemek yararsız bana. Ben aslında anlatmam da, dinlemeyen onca insana kızmak ta haksızlık onlara. Düşünecek vaktim, unutacak takatim yok. Bir sürü aptal sınavım var, mezun olamazsam annem var. Hayattan çok yoruldum, ama hayatsızlıktan da cok korkuyorum.

Hala bir parça umudum var, ona da imkansız diolar. Keşke bu son benim iradem dışında gerçekleşse. Bu çözümmü evet çözüm. Çözüm ulan, bazen bir tek bu çözüm. Devam eden bi hayat dönmeyen bir dünya, ve olmayan sabahlarda bir tek bu çözüm.

Onur bana sen kendini çok seviyorsun dedi, kendini güçsüz göstermeyecek kadar çok dedi. Al bak herkes görüyor. Tamam başka yapamam ama bak işte burda, yukarda duruyor. Hasta üzgün mutsuz princess. sickprincess....

yazıyı baştan okumaya kalktım, tıpkı ümitsiz beceriksiz bir insan gibi felaket yazmışım. Yine ne dediğim anlaşılmıyor, alın işte benim elimden gelen de bu kadar oluyor.

senin şarkın

| | 0 yorum
Cümlelerimi göz yaşına düşürdüm, kurudu gitti, kağıt mendillerle çöp köşelerinde. Kanımı gördüm bugün, bana hiç değerli gelmedi. Asık bir yüzün gülmesi belki dünyalara değerdi. Gittikçe silikleşen bir yara izi gibi, kendime amaç bildiğim zaferlerim. Çok uzağım neşeli zamanlarıma, Ah, yine mevsimden...

It's the way, that it makes you cry!

| | 0 yorum
Hayatta herşeyin öcünü alan ben, bir intikamın pençesinde can çekişirken, yarısını da peynir ekmekle yediğim 3 gram aklımla bir çıkış yolu bulmaya çalışıyorum. Utanıyorum, geçmişimden, yaptığım hatalardan, aldığım salak saçma kararlardan, ve aptallığımdan. Aklımı başıma getiren de ben değilim, hataları yapan da ben sanki. Ve uçurumun kenarında bu tarafa doğru koşmama kararını ta en başından almamaya pişman ben, sallanıyorum. Düşünce ya da kurtulunca olacakları kabus, hiç olmamıştan yol alanları güzel düşler sanıyorum. Tek düze olmayan bir hayatı kavrayamıyorum.

Hiç bencil olmamak adına bencilce davranmamak lazım şu hayatta, başkası dese kendizi camdan atacağınız cümleleri, bir yakınınızdan işitiveriyorsunz tavsiyeler adı altında.

Aklım başıma gelmiş te yazıyorum sanmayın bu cümleleri, hiç tutturamadım şu gezegenede , aynı anda ikisinin yerini. Kollayın artık benden kendinizi.

Geçmiş iş işten

| | 2 yorum
Benim sevdiklerim hep en çok beni sevsin istiyorum. Hep hep hep... Sevmemem lazım benim, sevilemiyeceğimi bildiğim için. Sevmeyi de beceremediğim için... Sevilmeyi bile beceremediğim için...

Hep kendime üzemem bahanesinin ardında, kimseyi olduğundan fazla üzmeden... (Kendimize söylediğimiz yalanlardan güç alırken...)

Sevmeyi gerçekten bilen insanları üzerken, geçmiş iş işten.

üç taş aldım yerden
sevdim o üç taşın hepsini birden
biri soldu avucumda, damarları kurudu
biri durdu başucumda, unuttum, unutuldu
birini sımsıkı tuttum ellerimde
avcumu açtım, toz oldu.

üç taş aldım yine yerden
sevdim o üç taşn hepsini birden
istemedim nasiplerini alsınlar
nefret ettiğim kaderimden
bıraktım hepsini birer birer
sahil kenarlarından geçerken.

Küçücük bir kızken,sonbaharı seyrederdim pencereden. Yağmur yağardı, camı açardım. Yağmur damlasıyla dolan avuclarımla, saçlarımı ıslatırdım. Islanmak da belirli bir yere kadar güzeldi benim için. Sevmek gibi, uzun sürmesi canımı sıkardı.

Çok benim olan şeylerin sonuncusunu da bu gün kaybettim, umumi değerlerle yaşıyorum hayatımı, bir dinleyici bulamadığım gibi anlatcak takati de bulamıyorum kendimde. Güz rüzgarları esiyor yüreğimde, içten içe üşüyorum.

Salıncakta sallanır da, inince o hissi yaşamaya devam ederiz ya içimizde, ruhumuzla bedenimiz tutturamaz birbirini, aynı hisle; ağır çantası sırtından sarkmış bir çocuk gibi sürüklüyorum ruhumu. Gideceğim yer çok uzak değil, işte gördünüz, yürüyorum.

Çok Ağladım ama, Hiç Gözyaşım Olmadı

| | 1 yorum
Rüzgarım mı kıymetliydi bilmem, saçını çektim o masum kızın önüne geçmek için. Hayatımın sonbaharıydı bir nisan ayı, hiçbir şansı kemdime geri vermedim. Dudaklarımda ki onca ifade zıplarken tepesinde hayatın, gururum parçalandı bir taban altı kovuğunda. Saygımı yitireli sevgime de sahip çıkamaz oldum. Yüksek irtifada bir kovuk buldum, şimdiyse yalnız ve soğuğum.

Ucup gitti beyaz guvercin...

| | 0 yorum
Soyadi Akkus oldugu icin ovunen bir dedenin torunuyum. Akkus martidan gelmis, bu kucuk kiz dedesini bilmezmis, fakat arada iki nesli birbirine baglayan annesine guvenmis. Kizlik soyadi Akkus oldugu icin gurur duyan bir annenin kiziyim ben. Karaoglan'a olmus babasi icin sarilmis, bir kez de kendine sarilan dusunceli liderinin nezaketini asla unutamamis bir annenin kizi...

Simdi bir cok soz cikiyor agizlardan. Halka maloldu ya bir insan, ahlakimizin batisina dusuyor. Yerelinde olmusune soz ettirmeyen, toplumsal ahlakini damarlarinda hisseden, kaybimizla ayni vatanin evladi, televizyonda gordugu bir simanin vefatini mantiginin suzgecinde eleyip, yuregine dusuremiyor.

Buyuk insan olmak buyuk sorumluluk getirir. Kucucuk hayatinda kucucuk hatalar yapmak, rezil bir buyuk olmaktan daha erdemli mi saniyorsunuz? Kim kimi dusundukleri icin yargilayabilir diyip, dusunce ozgurlugunu savunurken, insanlarin kendi dogrulariyla ifa ettiklerini nasil kucucuk halinizle sorgulayabiliyorsunuz.

Siz ey dusmaninin tabutuna omuz verip, ardindan "iyi bilirdim" diye bagiran vatanin evlatlari; ne cabuk sozunuzle uygarlastiniz da insaniyetinizi kaybettiniz. Nasil baskalarinin acisina tuz ekecek kadar acimasiz gelisti yine sozunuzde batil mantiginiz. Ahlaki degerlerinizi hangi kitabin son sayfasina biraktiniz, hangi internet sitesininde ki son tikiniz erdemlerinizi bitirdi?

Kibriniz sizi ne zaman Allah yapti da olenin ilk mahseri hesap gununuz oldu? Hadi gelin boyunuzdan buguge sordugunuz hesabin davasini benimle gorun. Sizin icin hic te zor olmayacaktir, vicdansizlik.

Hoi!

| | 0 yorum
Hola;

En küçük bir ilgisizlikte kuduran size, tüm ilgisizliğinize rağmen katlanabiliyorsa,... eğer o oysa... hayır o olamaz! o mu? demek o sizdiniz. uzak durun benim sevgilimden, oha falan oluyorum yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!

Drowning Lessons

| | 10 yorum
Karşıyaka Çarşı her uzun tatil eveli olduğu gibi kalabalık. Vitrinlerin ardı önü dolu, herkeste bir bayram telaşı... Kadınlar tezgahtarlara gülümserken, erkekler iyi hizmet alamamanın kavgasında...Tatlıcılarda bir doyumluk ucuz, bir de tabaklarda ucuzların hemen yanında tüm haşmetiyle yer alacak tadımlık,vitrinlik, tatlı alma hesapları... Bazıları da , ne de olsa kimse gelmez rahatlığı ile kendilerine gramlarla ölçülen tatlı alyorlar.
Bu kalabalığın içine karıştıkça anlıyorsunuz ki; biz fakiriz ama gönlümüz zengin. Çiftler beğendiklerini alabilmek için bir ara kapının önüne çıkıp, kredi kartı borcu hesabı yapıp, ardından dalıveriyorlar içeri, beğendiklerini almaya. Limiti dolan kredi kartlarının ardından bir diğeri, olmadı hanımın ki çıkıyor. Yeni çantam olsun da nasıl olursa olsun telaşından, 10milyoncunun önünde kadınlar birbirlerini eziyorlar. Bu 10 YTL'lik çantalar için bile taksit soruluyor, kredi kartları çıkıyor.
Bu bayram biz de nispeten daha fakiriz. Gelenimiz gidenimiz de yok, kendimize tatlı beğenenlerdeniz. Başka tüm hazırlıklarımız tamam, birileri gelirse eskilerden idare ederiz. Bu bayram bizde nispeten daha fakiriz ama şeker bayramının tüm gerekliliklerini yerine getiririz.

Bize de bekleriz, İyi bayramlar.

Konstantine

| | 4 yorum
Edebiyatçı ile gazateci/tarihci yazar olmak arasındaki fark nedir? Peki kesiştiği bir nokta var mıdır?

O fark Murahtan Mungan ile Orhan Pamuk'tur misal. Birleştiği yer ise bir Umberto Eco'dur. Konuşmak, sonucunda da çıkacak tartışmalara katılmak istemiyorum. Zaten ne kendimi mahallenin tek akıllısı sanıp da duyulmak isteneni söylerim, ne başkalarının şemsiyesi olmak için kendimi 1.4milyon dolar ve bir ünvana satarım.

Misal benim hayalim hep Novel'da çalışmaktı. Bir gün bilsem ki Novel'in bir ürünü birilerinin kaderiyle oynuyor, yüreğimi çiğner, hayalimden vazgeçerim. Demekki bir tek ben hırsını dizginlemeye muktedir olabilenlerdenim. Peh!

Empty!

| | 1 yorum
Benim hiç dinodigger'im olmadı. :'(.

Daha hayalini kurduğum birçok şey gibi. Bazen kızdılar, hayallerim de olamadı.

Ghostbusters

| | 1 yorum
En son eklediğim post!

I Don't Wanna Rock!

| | 3 yorum
Ahmet Necdet Sezer rocks, and we all know who SUCKS.

O da biliyor. E, insanın kendisini bilmesi gibisi yok, canım. Atın tutsaklığa oylarınızı.

Almost loved you, I almost wished u would've loved me too

| | 0 yorum
Sevginizi, sevgisini neyle ölçersiniz? Aşkıyla mı? Bağlılığı, dürüstlüğü ve ya gözü kararığılıyla mı? Ben sevgimi, sevgisini özveriyle ölçerim. Sadece sevdiğine birşeyler verirsin değil, sevdğime herşeyimi veririm.

Durmadan Akşam Durmadan Sabah Durmadan!

| | 1 yorum
Biraz meşgulüyet, biraz tatil, ama hep bir koşuşturmaca içideydim bu yaz. Sabah güneşine bakamadan, akşamın gelişin farkında olamadan kapandığım odalarda geçirdim iki ayımı. Durup dinlemeden kendimi bir İzmir'in, bir İstanbul'un, bir Ankara'nın rüzgarına savururken günşerimi; aşina oldugum ekranım karardı, konsola düştü yalnızlığım. Ama döndüm. Aklım gönlümün peşine düştü düşeli yazdığım günlüğüme de dönüyorum.

Ayın Şavkı Vurur Sazım Üstüne

| | 4 yorum
"Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne" diye devam ederken, zamanı gelipte derdimizin bu olacağını hesap etmiş midir sizce Sabahattin Ali.

Bugun evimize misafir geldi. Sacları sırma sarısı, gözleri kömür karası gibi bir tasvirle anlatılası bir bayandı. O bir yazar. Kalemim, kelamım yetmediğinden değil tasvirimin noksan olması, okuyanı sınırlamak istemedigimden. Bazı yazarlarlar önünüze bir karakter koyar. Halinden, edasından, sacından, basından, anlarsınız ne melem birşey olduğunu. Bazı yazarlar karakterlerine öyle taparlarki ne saçlarını rüzgara ne bembeyaz dişlerini inciye benzetebilirler. Anlatılmaz, tasvirde ki öznenin kusuruyla bağdaştırılamaz güzelliktedir, ya da iyiliktedirler. Gereği, yakışığı onları olayın içine bırakıvermektir. Her olayla birlikte o karakter takdire meyledenin gözünde canlanır, biçimlenir. Bende böyle yapmayı severim, malesef ben bir yazar değilim.

Şafak Gürgen yazarımız. Cihangir gözlemimden bahsederken sessizce dinledi ve başka bir sohbette Cihangir tayfasından olduğunu , nezaketle sözlerinin arasına iliştireverdi. Bu arada yerini belli edip, yine aynı nezaketle bize haddimizi bildirdi. Haddimizi bilmediğimizden mi? Hayır, kesinlikle değil. O da her bilgilinin güvendiği gibi hayran olduğu bir akıldan Nasrettin Hoca'yı seçenlerdendi.

Yazarımız şu an oturduğumuz evde büyümüş. Orta okul, lise, üniversite... Hayli kelimesi birikmiş Karşıyaka'nın bol ağaçlı, hatta sincaplı vakitlerinden. Alt komşu dedikodusu yaparken, ilginc kavga repligi önerileriyle beğenimizi kazanmadı diyemeyiz. Yalnız karizmasını yüceltme maksadıyla bize okuttuğu bir yazısı, eleştiri oklarımın günlük hedefi olmasına yetti de arttı.

Değindiğim gibi tasvirinde ki alnegirlerden öte, alaya aldığı bayalığı içine girerek, sanki hep dışındaymış gibi anlatışı bu yazının konusu... Malum, bazılarımız magazine süslü laflarla saldırmayı, ve en çok kelime ile anlam bütünlüğü bozulmamış cümleler kurmayı marifet biliriz. Beğenilerimiz estetik, o aciz ünlüler ve dünyaları sentetik, aslında ritüel olup, gözlerinde sözde bayağılaşmış tüm hislermiz plastiktir, yine o bazılarımız için. -Durup, dürtüp de yaşımla başımla, genellemelerimi sorgularsanız,"Çünkü ben böyle gördüm, gözlemlerimizi yazmaz mıyız?" cevabını alırsınız.-

Magazinin bir parçası olmak adına magazini, öneriler getirmeksizin, ne kadar tutarlı ya da akıllıca sorgularsanız sorgulayın; kendinizle çelişmekten kaçamazsınız. Varın çelişin, ve varın bu tarzınızı çok beğenin. İnsan dogrularını kendi belirler. Bence bu anlattıklarımı yapmak tamamiyle budalalık, ama siz budala değilsiniz. Hepimizin birbirimizi kandırarak ya da sözümüzün eri olarak kazanç sağladığı bu dünyaya teget gecilmiş ya da üstüne çizilmiş kader,akıl-mantık çizgililerinin olması farketmiyor. Şafak Hanımın da dediği gibi, "Herkese bol kazançlar!".

-->http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=r2&haberno=4281

ps: Bircogu yazılarımda anlam bütünlüğü olmadıgından yakınıyor. Tasvirlerim eksik, düşüncelerim dağınık onların gözünde. Peki boşlukları neden siz doldurmuyorsunuz? Özgür yazılımda daha iyisini yapabiliyorsanız kimse sizi engelleyemez. Ey eleştirmenin yüce kalemi, seni tutan ne?

Make up Your Mind

| | 13 yorum
Her veda acidir da, bir cok zaman acitmazlar benim canimi. En fazla iki damla yasim olur akacak, onu da icime akitirim. En son vedam bir sehirden ayrilikti. Icime dondum, hungur hungur agladim.

Istanbul bana garip bir rahatsizlik hissi veriyor. Buyuleyemedi beni sehrin kadim kokusu. Yalniz degilim ama kendimle kaldigim her an beni boguyor. Daha az stresin oldugu sehrime donmek istiyorum. Gerekli olmadikca korna calmayan soforlerin bulundugu ve yolun ortasinda ki insanlari umursamadan yesil isikla beraber hareketlenen soforlerin olmadigi, kiz arkadasina biri carptigi zaman mutasyon gecirip horoz olan erkeklerin olmadigi sehrime...

Burdan ayrilmanin tek kotu yani ardinda sevdigini birakmak olacak. Daha kotusu elbette var, ama bu da yeterince kotu. Demem o ki ilk defa Izmir'den bol huzunlu ayrildigim gibi Izmirim'e bol huzunle donecegim.

Birthday Song

| | 4 yorum
Yine büyüdüm.

The Ghost of You

| | 2 yorum
"Küçük insanlar kişileri, normal insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri tartışırlar." İnsanı boyuttan boyuta sokan ise kavramları tartışmaktır.Şimdi ele alacağımız 'liderlik' kavramı gibi...

Lider insandir. Kişi tanınmış bir lider ise; her yaptığı olaydır. İyi bir lider olmaya aday bir liderse; insanları çevresinde topladığı bir görüşe, ve bu görüşünü destekleyen fikirlere sahiptir.

Kavrami tartışmak, kavramın örneklerini de beraberinde getirir. Coğunlukla, kavramlar aynı dili konuşan insanlar icin, tartismaya kapali benzer anlamlar ifade ederler. Bir kavramı tartışmaya açan bir sıfatı nasıl hakedebileceğidir.

Yazının gidişatından belli olduğu gibi, tartışma; "İyi lider nasil olur?", sorusu etrafında dönecektir.

Bir topluluğun başına geçmek birkaç şekilde olabilir. Bunlardan benim aklıma gelenler; insanlara korku salarak, topluluğa coşku katarak ya da kendini sevdirerek ve güven kazanarak olanlar. Bu dört eylem, liderliğe giden belli başlı yollardandır.

Şimdi iki örneği ele alalım; Mustafa Kemal Atatürk ve Adolf Hitler. (Burada iki lider kesinlikle aynı kefeye konmuyor. Ortak özellik olarak sadece lider olma vasıfları ele alınıyor. Aynı cümlede anılmasını doğru bulmayanları da anlıyorum, amacım bu iki lideri kıyaslamak degil. Kişiler, olay ve fikirler kavrami daha açık anlayabilmemiz için yalnizca araçtır.)

Mustafa Kemal Atatürk, bize ulaşan yaygın kitaplardan yapilacak genellemer ile; halkının sevgisini ve güvenini kazanmış, onlara coşku katmış bir liderdir. Askeri yetenekleri bir kenara konulup, sadece topluma yöneliş şekli ele alınırsa bunu görebiliriz.

Adolf Hitler konusunda, kendi liderimi tanıdığım kadar bilgi sahibi olmasamda,liderliğinde korku ve coşku olgularının bir arada bulunduğunu biliyoruz.(Adolf Hitler'in çeşitli kurumların kuklası olduğu iddiaları konumuzun dışındadır.)

Adolf Hitler'in ölümü ele alındığında ilk akıllara gelen; üstün hatipliği ve ikna yeteneği yüzünden canlı ele geçirilip tutuklanmasının istenmediği rivayetidir. Atatürk'ün hatiplik konusundaki yeteneğine milletçe vakıf olduğumuz için, ayrıca hem geçmişte hem gelecekte de hitabeti beceremeyen liderlerin tutunmadığını bildiğimiz için, değerlendirmelerime bu özelleği de katmayacağım.

Şimdi liderlerle özdeş olgular liderlere neler kazandırmıştır bir bir ele alıp, liderlerin yaşamlarını yitirdikten sonra geride bıraktıklarına ve olan bitene bakalım. Halkın sevgisini, saygısını, güvenini kazanmak bir lidere ömrü boyunca ne kadar doğru yolda olduğunu, ve onun ne kadar iyi bir lider olduğunu gösterir. Ama bir süre sonra halk efsanelestirdiği, kahramanlastırdığı bu lideri fikirlerin, öğretilerin tek kaynağı olarak görür. Söylediği nerdeyse kanundur, attığı her adımın, sarfettiği her kelimenin anlamı büyüktür. Ama lider en nihayetinde insandır. Ünlü düşünür, yaşamına sahitlik şerefine nail olabildğimiz abimiz Orhan Gencebay'ın söylediği gibi de "Hatasız kul olmaz". Hata olarak adledebileceğimiz şeyler, zamanının doğruları olup, eksik öngörülerle geleceğin hataları olabilirler.

Hatalar bize şöhret kaybını getirir. Düz mantık bunu gerektirir. Ama sosyoloji bu kadar düz birşey değildir. Hatalar şöhreti hatta bağlılığı koruyabildiği gibi, mükemmeliyette sorgusuzluktan unutulmuşluğu getirebilir.

Konudan çok uzaklaşmadan ekleyebileceğimiz şey ise; bu hatalar bütününün liderler kadar tarihçilere de maledilmesi gerekliliğidir.

Atatürk etik açıdan iyi bir liderdi. Benim görüşümden öte, genel kanı bu yöndedir. Adolf Hitler ise etik olmasada becerikli bir liderdi, bunu da inkar edecek objecktif insan evladı bulunmamakta. Bu konularda hemfikir olmamak elde değil. Peki tüm yazdıklarımızı ele alırsak yüzyıllar sürecek akıcı bir ruhu hangi vasıflı bir lider oluşturabilir? İyi liderlik kısmen de kalıcılıktan geçiyorsa, ve kalıcılık gününü getirip etik kurallarını çiğnemeyi gerektiriyorsa etik olmayan bir lider iyi bir lider midir?

Peki, tüm bu konuları yansız incelemek ufkumuzu açar mı?

Step Away from the Window

| | 0 yorum
Uyanicaksin, her gun uyanmadan once gordugun, son ruya kalintisiyla baslamaz mi? Cik odandan birak herseyi. Gucun yeterse evden de cik, oldugun gibi. Enseni yakan saclarini yukarida topla bir, ama birak gozunun onune de dussunler. Gormege degil, anlamaya gidiyorsun. Ihtiyacin olan ellere sahipken, birak onlar hala kapali, son ruyani gorur kalsinlar. O en tatli ana tekrar tekrar sahit olsunlar. Anlaman zor olmayacak, dokundugunda cekemeyeceksin elini. Uykun dagilacak, gozlerin acilacak, ama birak saclarin oyle kalsin. Gozlerin aciksa da baska bir ruyadasin.

In Love and Lonely

| | 4 yorum
Koyun en guzel iki genci nisanlanirlar. Eski zaman, su yok koyde, meydanda bir cesme var. Ilk genclik yanilgilarindandir her meydanda cesme var sanmak, her cesme basi meydandir asil. Guzel kizimiz cesme basinda su sirasindayken, kahpeligiyle unlu felek nisanlisinin annesini durmadan durtmektedir. Koca kari dayanamaz, cesme basina ogluna salar, git nisanlina sunu sor diye. Nisanlisi meydana kostukca sira azalir, esas kiz artik suya cok yakindir. Birbirlerini gorur gormez gulumserler, esas oglan, iyice kizin yanina ilisir. Anasindan aldigi emri uygular, cevabini alirken de soyle bir subasinda egilen kizin kalcasina bakis firlatir. Nisanlisindan ayrilirken opememenin burukluguyla evin yolunu tutar bizim guzel oglan. Hikaye bu ya, akici olacak, biz oglanin gidisini anlatir anlatmaz, bizim kiza su sirasi gelir, ve hikaye bu ya, ileriye dair biraz ipucu icerecek, kizimiz su basinda dalar testiyi tasirir, siradakiler tasan testiye bakmayan kiza sasirir. Sesler yukselmeye baslayinca kiz testiyi kaptigi gibi hizli adimlarla dagin yolunu tutar, ole hizli yurur ki, ister; hikayeyi okuyan icindeki hirsi anlasin, ayaklarini parcalar. Durmaz, gururludur kizimiz, arkasina bile bakmaz. Yurur yurur, takati kesilince durur, nefesi acilinca yine durmaz, yine yurur. Ardindan bir su basina varir. Su ince ince tipki cesmede ki gibi akmaktadir. Bir sure sonra suyun siriltisinda nisanlasinin sesini duyar, sudaki aksini nisanlisin yuzu olarak gormeye baslar. Derken guzelligine bir de vahsi cazibe ekleyen esas kizimiz, o subasini yuva bilir, orada yasar. Hikaye bu ya; kiz, dagbasi, su kenari, ne yer ne icer, bizi pek alakadar etmemelidir, ozel hayattir, mulkiyettir, oyle herkesin bilmesi gerekmez. Ben diyeyim yedi cuceler besledi, sen de yemedi oyle bekledi. Ama aradan uzun zaman gecer, saclari cali, elleri kabuk olur da guzelligine sabah gunesi bile golge dusuremez. E biz bu hikayeyi anlattigimiza gore; bu kizcagizi sirriyla gomecek degiliz ya, evvel zaman insanlari icinde, en karmasik olaninin yolunu, daga dusuruveririz. Bu arada kizi aramadilar, ey pur dikkat olmus okuyucu, bilmem farkettin mi? Canim belki aramislardir da biz nerden bilelim, kizin bundan haberi olsa kizi bulmazlar miydi? Kizi bulsalar; hikaye bitmez miydi? Ondan orasina bir yorum yapamayacagim. Beyim erkek tarafindandir, bir ona sorun. Velhasil biz bu muglak durumu okuyucuya aktarirken, genc kizimiz dalmis su kenarinda sevgilisin kiligina burunmus aksine bakmis, daglarin karmasik efendisi de kizcagizi orada gozune kestirip, sessizce yanina yaklasmistir. Once kizin guzelligine kapilip ona sahip olmak ister, edebi elveren okuyucu bunu tecavuz olarak nitelendirebilir. Biz daglarin karisik efendisine, birazdan, gulsen abi yani bizim abidin, rolunu bicecegimizden, kendisine bu yakisiksiz ifadeleri kullanmaktan kaciniriz. Kiz, bu hayvani durtu vucudunu sarmis, pis kokulu eskiyayi bile yari sanip, masumca gulumseyince, sanir misin, bizim eskiya bundan mutlu olsun. Tam askine bir anda tuylerinin urperdigini, ruhunun bir degisim gecirdigini zanneder.Sanki kizi birakip, kendine simsiki sarilmazsa ruhu bedenini terkedecektir. Hikayenin abartili havasina kapilip, kizi birakmakla beraber, titreyerek kendini yere atar. Sevdiginin aciz hicbir halini gormemis olan kiz, yabanciligini yeni yeni anladigi bu adamdan korkmaz, bilakis ona elini uzatir. Rahatini saglar, ve subasina, yarinin yanina doner. Bu arada Romeo kadar romantik, Mecnun kadar asik olamamis, bu aslinda basit, ama hikaye geregi, abartilarak karisik insan modeli bicilmis dag adami, sefkatle kiza yaklasir. Hic soru sormasina mahal vermeden kiz basindan gecenleri anlatmaya baslar. Ve ekler;

-Onu o kadar cok seviyorum ki, biraktim gozune gonlune hos goruneni alsin.

Dance with you

| | 6 yorum
Meslegin sosyalligin solundan gecmezken, senin neyine zirhsiz sosyal toplum zirvalarina karismak. Isimiz gucumuz mu yok ne? Allahtan az dusunuyorum da acitmiyor cogu kustahliklar. ;)


Olayi zaten ozetlemis birisi--->

Get happy?

| | 3 yorum
Ben kimi sevsem gidiyor anne, o da gider mi?

Last Call Casualty

| | 4 yorum
En entelektuel olup, en tevazu sahibi olmadin ya; ona yan. En iyi olup, hic sesini cikaramadin ya; git, bunun avuntusuna dayan. Sen, Eyy en merhametliden medet uman;

O da seni terketti oglum, uyan.

Memleketlime, yurdum insanina, esime, dostuma, hergun, gereksiz, nedensiz sesleniyorum burdan.

Neseli bir hint klibi misali, yemyesil cimenlerin, tozlu toprak patikalarin buludundugu bir yerde biraktim aklimi, kalan kirintilariyla, is yapmaya calisiyorum, onu da bin parcaya boluyorum. Bir sureligine disariya servis vermeyi birakiyorum. Derdiniz, tasaniz, emriniz basimin ustune.

Bilmedigim sey yok, yine de geldim dunyaya, oysa hic zamanim yok. Zamanim yok! Off, hala zamanim yok.

I'm sick of this life

| | 16 yorum
Prensesmis,hah, ne ironik!

The Man Without a Fear!

| | 0 yorum
He'll never change, he's too vouge, he'll never sey you're beatiful.

iste o olmayan benim, tek ... olacak!

Six Feet from the Edge

| | 2 yorum


Butun evler guzel, ama en guzel benim evim olacak. Hic havuzlu. terasli, deniz manzarali evlerde gozum yok, ben daha iyisini, tahta bahce kapli, bahcesinde erik agaclisini hayal ediyorum. Iki kat, bir tavan arasi...Tavan arasinda kucuk bir pencere, ic kismi genisce... Iki saksi feslegen... Annemin dantelini elleriyle ordugu krem bir perde... Guzel, eskitme ahsap bir yazi masasi, Ufak bi divan, divanin ustu iki sira kitap rafi. Ortada Milas isi bir kilim, ama guneste rengi soldurulmamislarindan. Boyasi elle boyanmis, her ilmigi elle atilmislarindan.

Otel gibi gelir, ama merdivenlerimde, ince bir hali kapli olacak. Kiyamam kimseye, dusunce acimasin kimsenin cani.

Yatak odamda hep kucuk bir kiz gibi ust katta yatmak istiyorum, altinda yine yerle sifir bir yatak, yataga monte ufak bir televizyon. Kalkinca karsimda, masam, bilgisayarim. Giyisilerimle de ayni odada yatmak istiyorum, bilgisayarla alakali kitaplarimla da.

Karsi oda, misafir odasi, bir yatak, bir koltuk, bir de boy aynasi.

Salonumda bir kose koltugu acik renk, dikdortgen, hafif bir orta sehpasi. Kesinlikle teknolojiden uzak kalamam, duvarda ince bir televizyon ama bi yaninda Datca'yi animsatacak birseyler asili.

Mutfagimda hep, bir duvara dayali tezgah, ve ustu boydan boya cam olarak hayal ederim. Biraz arkamda, ortada sirin bir mutfak masasi. Sagda duvara dayali bir buzdolabi, solda duvara dayali sarapligim. masanin hizasina gelen duvarda, ay cicekleri asili.

Banyom bile guzel olacak benim, dumduz katlanmis sira sira havlularim, teknoloji harikasi camasir makinam, cesit cesit mis kokulu sabunlarim.

Bir odada, camasir ve utu icin istiyorum, carsaflarimi bile genis genis utulemek, dumduz mis gibi carsaflara yatmak...

Tek kisilik benim evim, bir fazlasi misafirim...

Ogrenmis miyim?

Things I Want

| | 0 yorum
Guzel bir havada, cikamadigin kasvetli odanda, bira bardagi dolusu kolanla, bir dua edeceksen tanriya;

bir tane, su havada donen, vatilatorlerden iste.
bir tane minibuzdolabi, bir tane deniz manzarasi, bir tane de katlanabilir yatak ortusu...

Aaaayh, hayattaki tek derdin bu olsun, caniminici. Tek eksigin havan olsun!

salt in our wound

| | 6 yorum
Izmir felaket sicak. Hic durum yazisi yazisi yazmam, bir garip oldum. Uzun surmedi gerci, surmez de. Daha bir kendimden bahsedecegim, doya doya, ben diyerek. Yapmazdim, denemis olurum.

Bu hafta fazla iltifat aldim. Alisik degilim. Boyum kisa, sacim az, agzim, burnum suratim, kucuk benim. Minnacik cocuk elleri gibi ellerim var, hobit gibi de ayaklarim. Ince uzun, bir de yasamiyorlarmis gibi bembeyaz!

Sonra en iyi yapabildigim sey kitap okumak, film izlemek benim. Oradaki ayrintilari yakalayabilmek, ama ben bir bilgisayar muhendisiyim.

Ilk soyleyenlere inandim ben, dusundugum kadar zeki degilim. Gnome-wsop profile'a gonderdigim fotografi koyuyorum. Dikkatli bakin, en guzel yerim ayakkabilarim.

Her Gun Oldugundan Daha Iyi Gecebilir.

| | 2 yorum
Aslinda gonlumun sampiyonu Fluphoenix ama tamamen torpilli oldugu icin. Kendisi benim freshman'im, ben de onun kendini hem sick hem prenses zanneden Umran Ablasiyim.

Fakat odulu ilk isteyene, aslinda hakedene Cengizhan Bey'e vermek gerekiyor.

Guzel gidiyordu, anyone'la guzel guzel tartisiyorduk ama Cengizhan Bey odulu isteyerek tartismayi bitirmis oluyor.

Dileyin benden ne dilerseniz Cengizhan Bey!

anket...

| | 16 yorum
Cok kopyaciyim, tek soru soracagim?

Erkekler seviyor mu?

Odullu de var, en dogru yaniti verdigini dusunen, dilesin benden ne dilerse..

Forever in debt to your priceless advice...

| | 0 yorum
Iki gundur aklim bana yetemez oldu. Bir seyleri unutmaya calisirken hep boyle oluyor. Dusunmeyi birakiyorum, biliyorum baska birsey dusunurken, aklima istemedigim seyler gelecek.

Iki gundur arkadaslarima kizmak istiyorum ama kiyamiyorum. Kimse benimle biryerlere gelmiyor. Bana uyan vakitlerin hicbiri onlara uymuyor. Onlarin akliyla goturuyorum birseyleri bu gunlerde, yapacak birsey yok.

Cok calismam gerekiyor. Insallah olur. Artik gunluk burasi be! Kimsenin gelip gittigi yok. Su ictim, cisimi yaptim, oksurdum, aksirdim, tiksirdim..

Eskiden, hayata zamana mudahale edebilecegimi dusunurdum. Hala istesek yapariz amaa useniyoruz diye dusunuyorum. Hic buyudugum falan yok, yedigim kaziklari biriktirip, tecrube klubesi yapiyorum o kadar. Oraya essegimi bagliayacagim.

Bu Hayat Benim mi Tanrim?

| | 0 yorum
Dostlarim nerdeler, ben yanlizliktan korkarim..
Bir tasla iki kus vururum, gun gelir ben de sampiyon olurum, bakma bugun mutsuzum, yarin yeni bir gun!....demis Asli..

Bir adam geldi durdu, tam da kalbimden vurdu.. Iki gunde bile sevebiliyormus insanevladi. Ve Allah baba 2 saat yalvarsan da, seni hic sallamayabiliyormus. Kucukken bir kitapta okumustum (Hatirlamiyorum, bi dolu kitap okudum) "Allah once buldurur, sonra kaybettirir, sevdigi kuluysan bir daha buldurur."diye. Allah baba, beni sonsuz donguye soktu, buldurup buldurup, kaybettiriyor. Yine bir tv programindan, dizisinden, birseyinden duydugumuz gibi; "N'aptin baba ya!".

Sadakatsiz okuyucu;
Agladim ben. Git bak asagiya, sonra sasir! Dudagimda islak bir heves kaldi!

Bir cocuk bana, senin sarki sozlerinden daha guzel cumlelerin var demisti. Benim sarkilardan daha guzel hislerim de varmis. Bin tane sarkiyi bir araya getirip, sevgiyle yogursam; askim etmiyormus. Boyum kisa aklim uzunmus, bir de kaybetmen gereken tek sey umutmus. Kaybedin efendim, gerek yok!

Son gidene son soz;
Sevdim be ben seni! Keske geri gelsen...

I am Older Now

| | 0 yorum
Buyudukce terkediliyoruz, sukur, yalniz kalmiyoruz bu hayatta. Tum terkedilislerin acisina, biz de gidecegiz birgun.

Kimsenin rolu bitmiyor. Iyi bir rol secmeye calistim. Bir kisiye kirgindim, unuttum.

Mehmet Akan gitmis, haberlerde duydum. Uzuldum. Dusundum.

On the Other Side

| | 0 yorum
Hep cennetin kapisini ferah beyaz perdelerin arasindan bulurum sanardim. Kendimi kandirmisim. Cennetin kapisini canimi yakan sicakta, nefes alamadigim dumanlar arasinda, bir melek acti bugun, bana. Ben aydinlandim :)..

Hep bir melek gorursem olumu hic dusunup dusunmedigini sormak isterdim. Yapamazmisim. Bir dolu sacma sey sordum da onu soramadim. Ama not aldim, ucmayi ister miyidin onu soracagim.

Hicbir seyden korkmam sanardim. Yanilmisim. Bir dolusunu oldugu gibi, seni kaybetmekten korkacagim. Ben bugun bunu anladim.

Soz gider; izi kalir, yazi gider; sildigin bezi kalir. Bir gun hersey biter de dostluk bitmez, baki kalir.

Sevipte, isimlerini sayamadigim tum arkadaslarima selam olsun!

Beni Rahatta Dinleyin

| | 0 yorum
huzurun cicek kokusu, donsun basinin ustunde. mutlulugun gun dogusu, hergun dolsun yuregine. duyuramadigim yurek carpintimi, sen duy yureginde; varsin baskasi olsun yerimde. uzanipta bir turlu tutamadigim ellerine varsin baskasi dokunsun yeter ki, ellerin o ellerde aradigi huzuru bulsun.

asdf

| | 0 yorum
asdf

one beat!

| | 2 yorum
Gum! gum! gum! gum! gum!
Calindi kapi, acildi kapi, kapandi kapi, uzuldu kapi, buzuldu kapi.
Beyaz entarisini siyirdi uzerinden, yikandi.
Ay, allasen muharir efendi, bu vakitte entari mi kaldi?
Gum! gum! gum! gum!
Calindi kapi, acilmadi.
Beyaz entarisini giydi uzerine, korkuyla carpti yuregi, saklandi.
Gum! gum! gum!
Calindi kapi, acilmadi.
Topladi uc parca esyacagizini, durmadi, obur kapidan cikti.
Gum! gum!
Calindi kapi, acilmadi!
Bir babayigit seslendi, ama duyulmadi.
Gummm!
Acildi kapi, kirildi kapi.
Bir sac tokasi goruldu yerde otesi bulunamadi.

ihsan hikayesi...

Roulette

| | 2 yorum

Birilerinin biryerlerki babalarinin babalar gunu kutlu olurken, birilerinin asla bir yerlerde olamayacak babalarinin da babalar gunu kutlu olsun. Birileri biryerldeki babalariyla babalar gununu kutlarlarken, birileri asla bir yerde olamayacak babalarini gonullerine koysun.

"Bana bir masal anlat baba, icinde tum sevdiklerim, icinde Istanbul olsun."

So am i still waiting for this world just stop hating, can't find a good reason can't find hope to believe in!..

| | 0 yorum
Nothing seems impossible, by time passes everything comes closer.Every words fill our forgotten hopes, and make world smaller are good liers, takes us apart from being real lover!
My authomated lovers roman&vivica fell apart long time ago, forever, and love's every pieces spread to my floor and as times passes they disappear. Like Vivica's every rituel day, my heart is stucked in to a strange funnel,that allows passing thorugh every memento leaving bruises, unrecovable!

sweetness

| | 1 yorum
Ne mevlevi hissiyatlara kapilir, ne de iyiligin pesi ardi takilir arsiz gonlum. Gordugunu bildigini kayitsiz sartsiz sever, ve sevdigini kayitsiz sartsiz dunyasina kabul eder! Bir merhabayi hatira beller, bir gulen yuze, en saf duygularini orataya doker. Uzgunprensesle arkadas olabilmek icin, gozune gorunmek ya da ben varim demek yeter.
Ne mevlevi hissiyatlara kapilir ne de iyiligin pesi ardi takilir benim asi gonlum. Bildigini sevdigini yaninda ister, bildigim kadar bilineyim, sevdigim kadar sevileyim der. Unutulan bir merhabanin anisi acitir canini, bir umursamazlik kirar, kendi basina varolmus katiksiz duygularini. Uzgunprensesin gonlunu alabilmek icin, kirmak istemedim, istedim de beceremedim demek yeter.

Ihtiyaciniz oldugu bir anda dokunan bir el aslinda en yakin arkadasiniz, goremediginiz bilemediginiz, ama ruhunuzu oksadigini hissettiginiz bir el. Ben burdayim diyor, yazdiklariyla, soyledikleriyle baska yone sapar gibi gozlerinize bakiyor, ve adini bilmesenizde adinizi bilmese de, size arkadasim diyor.

Arkadasim,
kesinlikle ne uzenler tas olsun, ne yuregimiz nefretimizle kabuk baglasin, ne hepikov seni yalniz biraksin ne de bu uzgun prenses gun olsun ki seni anlayamasin. Uzatip elini oksadigin o saclar, mutlulugun bayragi gibi dalgalandigi surece, ebediyete dek kendini minnacik hissedecek bu kiz, ihtiyacin oldugu an senin de yuregini oksasin!

Arkadasligin bin kurali yazan, soz verilen bir yaziyi geciktirmeye de bir ceza bulsun, ama bu ceza mumkunse yine arkadasinin elinden olsun..
Saygilar, hosgeldin!...

tribute

| | 2 yorum
Seni uzenler, ezip gecenler, tas olsun birer birer! (O.T.)
Gulen; bir gozlerin vardi, su oldu mutlulugun, durmadi, akti! Ufacik ellerin kocaman yuregini, goturdu, ele verdi, birakti. Bir ruhun, bir aklin kaldi geriye, icine sigmadi, tasti!

Tekin Bicer sana da hayirli seneler!

| | 0 yorum
Bir gun iste ben bu adami taniyorum diye ovunecegim! Iyi ki dogdun Tekin Bicer!

Iyi ki dogdun

| | 0 yorum
I beleive there are angels among us :)

Gecenin puruzsuz karanliginda, bir anda bas donduren bir ruzgar uguldadi kulaklarimizda! Hafif ilik bir itir kokusu sardi benligimizi, donduk baktik, sirin bir ev ve kusursuz guzelikte bir pencere onu cicegi! Kimilerimiz koparmak istedik, kimilerimiz seyredaldik ve biranlik dalginlikla seni en sevdigimiz arkadasimiza kaptirdik! Sinirlendik once ya cicegin aski onu ya onun tutkusu seni solduracakti, olmadi! Hicbirimiz onun sana baktigi gibi sana bakamazdi! Mutlu olduk ve sizler icin mutlu bir hayat umduk!

Dogum gunun kutlu olsun ve her dogumgununde saclarina dokulen yildiztozlari ile birlkte tuttugun en guzel dilekler gerceklesip, seni bulsun!

Tum Sehir Agladi!

| | 2 yorum
"Yutkunup sustum hassasti ruhum!" Ben aglamadim.

Run to the Hills

| | 0 yorum
Eglenmek insanlar icin ne kadar onemli, anlik eglenceler. Ve bir dostun yaninda duyulacak huzuru anlik kakarakikirilere degisip te ardindan beni anlamiyorsun demek ne hos bir moda! Sen derdini anlatmiyor diye sorma, kotu aninda en yakin eglenceye devekusu bahanelerinin arkasina siginarak suzul, ardindan beni anlamiyorsun de! Anlamayayim mumkunse! Anlatma bana birsey!

NOT:Hayatta ki tek derdini kadin erkek iliskileri sanan Eyy Insanevladi; afferin sana lem!

Dursun Zaman

| | 0 yorum
DSP onursal baskani sn Bulent Ecevit gecirdigi beyin kanamasindan oturu yogun bakimdaymis! Babami bir kaza sonucu gecirdigi beyin kanamasin ardindan kaybeden biri olarak bu kadar buyuk adamlari yalniz bunun yenebilecegini dusunsem de Karaoglanimizin buna yenilmeyecegini temenni ediyorum!
Acil sifalar diliyorum, bir an once iyilesmesi hepimizin temennisi!

Don't Cry For Me Argentina

| | 0 yorum
Danistay 2. Daire uyesi Mustafa Yucel Ozbilgin'in yasama hakkini elinden almayi hakli davasi goren zihniyeti kiniyorum...

Basimiz Sagolsun!