Geçmiş iş işten

| |
Benim sevdiklerim hep en çok beni sevsin istiyorum. Hep hep hep... Sevmemem lazım benim, sevilemiyeceğimi bildiğim için. Sevmeyi de beceremediğim için... Sevilmeyi bile beceremediğim için...

Hep kendime üzemem bahanesinin ardında, kimseyi olduğundan fazla üzmeden... (Kendimize söylediğimiz yalanlardan güç alırken...)

Sevmeyi gerçekten bilen insanları üzerken, geçmiş iş işten.

üç taş aldım yerden
sevdim o üç taşın hepsini birden
biri soldu avucumda, damarları kurudu
biri durdu başucumda, unuttum, unutuldu
birini sımsıkı tuttum ellerimde
avcumu açtım, toz oldu.

üç taş aldım yine yerden
sevdim o üç taşn hepsini birden
istemedim nasiplerini alsınlar
nefret ettiğim kaderimden
bıraktım hepsini birer birer
sahil kenarlarından geçerken.

Küçücük bir kızken,sonbaharı seyrederdim pencereden. Yağmur yağardı, camı açardım. Yağmur damlasıyla dolan avuclarımla, saçlarımı ıslatırdım. Islanmak da belirli bir yere kadar güzeldi benim için. Sevmek gibi, uzun sürmesi canımı sıkardı.

Çok benim olan şeylerin sonuncusunu da bu gün kaybettim, umumi değerlerle yaşıyorum hayatımı, bir dinleyici bulamadığım gibi anlatcak takati de bulamıyorum kendimde. Güz rüzgarları esiyor yüreğimde, içten içe üşüyorum.

Salıncakta sallanır da, inince o hissi yaşamaya devam ederiz ya içimizde, ruhumuzla bedenimiz tutturamaz birbirini, aynı hisle; ağır çantası sırtından sarkmış bir çocuk gibi sürüklüyorum ruhumu. Gideceğim yer çok uzak değil, işte gördünüz, yürüyorum.

2 yorum:

Cengiz dedi ki...

Bazen o taşları atamamak yıllarca bir yerlerde saklamaya devam etmek de var. sen en iyisini yapmışsın. eski taşlar sadece ağırlık yapar prenses.

düşmemek aynı zamanda ayakta kalmak mıdır acaba?

sick princess dedi ki...

Hay o taşları zamanında kafama atsaydım keşke!