Differantial Equations

| |
Yumuşak havlulardan, yumuşak insanlardan nefret ettiğim kadar nefret ediyorum. Diferansiyel denklemler dersinden de nefret ediyorum. Mühendislik okumama rağmen matematiğin tüm türevlerinden, bir yerlere yakınsamaya çalışan yalaka parabollerden, öyle başka derdimiz tasamız yokmuş gibi bize foksiyonların davranışlarını hesaplatan öğretim görevlilerinden, fen fakültesinden ve onun hınca hınç dolu kantininden, herşeye bulunur bir yolu kesin; hayırlısı diyen iyimserlerden nefret ediyorum. Bir de kızmayan, sinirlenmeyen, sürekli gülümseyen, hep doğruyu söyleyen, doğru yolu kimseyi kırmadan küstürmeden sürekli gösteren o yumuşak insanlardan nefret ediyorum. Yumuşacıksınız siz. Her tersliği, her olumsuzluğu soğurup hapsediyorsunuz yumuşak havluların aksine. Havlu yumuşacık olmalı, elini sildiğinde de elin kurumalı. Ama yapmıyor yumuşak havlular bunu işte. İnsan dediğinde kızmalı, bağırmalı, bağıra çağıra ağlamalı, mutlu olunca zıplamalı, kendine has duygusunu gösterme biçimi olmalı, en doğruyu aramak yerine kendine doğrular oluşturmalı. O doğruları birleştirip, hayatını kurmalı. Matematik te o doğrular en güzel nasıl kesişir onu anlatmalı. Şimdiye kadar hiç bir zaman sistem karşıtı olmadım. Anarşizm çok 'cool' ama bana çok uzak. Uyumlu oldum ben sisteme, hiç bir zaman lafım olmadı bütününe. Çok başkaldırdım, çok cezalar aldım parçasına müdahale ettim diye. Birileri herzaman yıkmak, yerine bir şeyler yapmaya çalışmalı. Ama iyi, ama kötü. Birilerimiz "Kaka Çocuk" olmalı. Bende o kaka çocuklar arasında sistemi destekleyen, her zaman beğenilmese de, yapıcı eleştiriler yapan, sistemin getirdiği kurallara uymasada, eş dost arasında "Sistem budur, beğenmiyosan kudur" nidaları atan, gönüllü kakalardan olmayı tercih ettim. İyi de etmişim. Diferansiyel denklemlerin süreklisine, süreksizine, homojenine, heterojenine, çözülenine, çözülemeyenine, edeplisine, edpsizine hayatımı bağlayan bu sisteme iyiki sıkısıkıya bağlanmışım diyorum. Nedeni çok açık sistemsiz olmaktansa olan sisteme uyarım, düşüncesini mantıklı buluyorum. Bana göre realizm böyle birşey, daha iyisi yoksa, ki yapamıyorsan bir de, olanına eyvallah de. Zaten sert bir sistem bizim ki. Değiştirmek için bir şeyleri, siperiniz din olmalı, erkanınız devlet.O zamanda yumuşacık olmalısınız, ödünler içine boğulan, kulak memesi kıvamında bir sistem umulmalısınız, o dediklerimi bir tarafınızda tutabilmeniz için.

8 yorum:

Jack David dedi ki...

Sen bilg. mühendisliği okuyorsun değil mi?

sick princess dedi ki...

Evet..
Ama peşin peşin söyliyeyim web den anlamam, php den nefret ederim..

Jack David dedi ki...

:) ben anlarım, php'yi çok severim..

delphi'yi konuştururum..

Java'yı sever,

Dot Net'de de yazarım..

geri bişey kaldı mı :)

Sanırım ben de:)

sick princess dedi ki...

ayy o zaman hazır elin değmişken bana php ve apache web server i debian makinaya nasıl kuracağımı bir anlatır mısın?
dpkg nin içinde ki conf dosyalarını nasıl geri getireceğimide....

geriye c kalmış. güzel güzel c kodu yazarım. java ve linux üzerinde de kendimi geliştiriyorum.

bence bundan geriye asıl bir şey kalmıyor.

bu arada canayakın olman çok hoş ;)

Jack David dedi ki...

Linux sürümlerinden debian'ı hiç denemedim onu bilmiyorum ama Fedora ile engin deneyimlerimden bahsedebilirim sana..

Ama debian'ı da bilirim az çok.. debian da işler biraz daha kolay,

"$apt-get --install package" dersin alet internetten gerekli paketi bulur indirir ve yükler..

sonra conf dosyalarını ayarlarsın olur biter...

486 bir makinaya RedHat6.2 server kurarak başlamıştım linux'a :)

Javaya iyi asıl, ileride iyi para kazanırsın :)

.NET 'ide iyi öğren.. bunlar geleceğin teknolojileri..

sick princess dedi ki...

aman kurban olayım gelde yap bea..

Jack David dedi ki...

bir ay sonra ailemi ziyarete gideceğim manisaya o zaman izmire de uğrarım :)

sick princess dedi ki...

Allah aşkına instant messaging diye bir şey var. umrankamar@hotmail.com bu kadar çok konuşacaksak, teknoloji atlasak....